Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
SÜLEYMAN SAVAŞ

SÜLEYMAN SAVAŞ


Bir Aşk Masalı

28 Ekim 2009 - 18:54

Mutluluğuyla, sevinciyle,

kıskançlığıyla, şefkatiyle, güveni ve güvensizliğiyle,

kuşku, suçluluk, keder ve acılarıyla……

Bir Aşk Masalı

Hiçbir beklentinin olmadığı,
yalnızca karşısındakine hissedilen sevgiyle sürebilen bu aşk,

seneler sonra bile hatırlanacaktır elbette…

Bir varmış, bir yokmuş.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,

Deve tellal iken, pire berber iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken,

memleketin birinde bir yaşlı adam varmış. Bir de genç ve güzel kız…

Adamın o güne kadar hiç görmediği, hiç bilmediği biri…

Adam bir gün o güzel kıza rastlamış ve onda, hiç kimsenin görmediği bir şeyi görmüş…

O gördüğü şey her ne ise, ondan bir daha ayrılamayacağına anlamış ve peşine düşmüş.

Nereye götürdüğünü bilmediği çılgın bir yolda birlikte koşmaya başlamışlar…

Birbirlerini çok sevmişler ve bu yüzden birbirlerinin hiçbir şeyi olarak kalamamışlar…

Çünkü sevgi hareket eder, ilerlemek, “her şeyi olmaya” doğru gitmek ister.

Birbirlerinin hiçbir şeyi olacakken,  her şeyi olmuşlar…..

“Bugün inanılmaz güzel bir hava var dışarıda.. Sanki yaz.

O yüzden bugün daha da mutluyum…

Gözlerime bakmanızı ve ışıltıyı görmenizi isterdim, size bakınca daha da parlıyor çünkü…” diye yazıyormuş Güzel Kız…

“Sigara sağlığa zararlıdır !..Tüm kalbimle inanıyorum.

Sohbet dolu bir yemekten sonra, gecenin bir vaktinde,

öpüşmeye ara vermek isteyen sevgililerin deniz kenarındaki taşların üzerine oturup,

yıldızların altında, birbirlerine sokularak denizin o dingin sesiyle birlikte içilen sigaranın vücut sağlığına değil belki ama ruh sağlığına iyi geldiğine eminim...”  

diye yazan adamın mektubuna genç kız hemen cevap veriyormuş.

“ve yorucu geçen bir günde, çalan telefonda sevgilinin sesini duymanın vereceği mutluluğun da benim sağlığıma iyi geldiğini söyleyebilirim..

Senin yanında iken aldığım mutluluğun ise, tarifi yok….”

Adam bir soru sormuş;

“Mutsuzluk, mutluluğun tadını almış insanlara daha acı, daha da çekilmez gelir.

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işler ne kadar yoğun olursa olsun,

hep birbirimize ayıracak zaman bulabildiğimizde bahar sarhoşluğundan farklı olur bu ilişki...

Vakit için benden söz.. Sen de söz verebilir misin ?”

Genç Kız hemen cevap yazmış:

“Hayat şartlarının bu durumu değiştirmesini istemiyorum, zorluklar da olsa söz veriyorum..

 Fedakârlıklar olduğunda ilişkiler daha çekici oluyor, ben bunu yapabilirim..

Çünkü bu hayat benim için ikinci bahar, sende olduğu gibi.

Düşündürüyor, duygulandırıyor buradan koparıp başka yerlere götürüyorsun beni..

Senden aldığım sevgi bambaşka.

Olgunluk bu olmalı..

Olgunluk sensin, sevgi sensin, aşk sensin, fedakarlık sensin...... …….

Sen benim dünyamsın bunun için de ne düşünürsün bilmiyorum, ama öylesin..

Dünyayı sen olarak düşünüyorum da;

Büyüklüğü; senin kalbin kadar, barışçı ve sevgi dolusun,

Değişik kültürleri barındırıyorsun..

Bilgi; fazlasıyla var

Tabiat; aşıksın ona

Aşk, sevgi .... ; sensin”

Yaşlı Adam bu mektuplardan çok etkileniyormuş.

Daha çok bağlanıyormuş genç kıza…

Gözleri dolarak ama belli etmeden cevap yazıyormuş:

“Korkutuyorsun beni Bebeğim,

hakkımda düşündüklerine layık olamamaktan korkuyorum.

Gözünde büyütme n'olur...

Seni seven, seninle birlikte mutluluğu paylaşmak isteyen mütevazı biriyim sadece.

Farklı olan yaşımın verdiği tecrübedir diye düşünüyorum.”

Mutluluktan bulutların üzerinde dolaşıyorlarmış.

Genç Kız;

“Benim yaşadığım aşk mı?

Ben bu zamana kadar neyin fikrini yürütmüştüm peki?

Bu başka bir şey… İçini ısıtıyor insanın.

Senin olana kadar değil, seninle iken de devam edebiliyormuş..

Ben bunun başka türlüsünü yaşamışım sanırım..

Sesini duyduğumda içimdeki kıpırtıyı belli edebiliyor muyum bilmiyorum?..

Bugün tuhaf hissediyorum kendimi. Duygusallık yoğun…

Böyle olduğu zamanlar sevdiklerimi hep yanımda istiyorum, seni yanımda istiyorum..

Konuşmasan da yanımda ol yeter, varlığın huzur veriyor bana”

“Seni özlüyorum...

Ne kadar olumsuz koşullarda olursa olsun, bu konuda en ufak kuşkum yok...

Mutluluğumuzdan başka bir şey düşünmüyor buluşacağımız günü iple çekiyorum..

Ne zaman sana olan özlemim artsa yazdıklarını okuyorum..

Burukluk duyma lütfen. 

Nerede olursam olayım sen hep benimle olacaksın...”

Ama adam birtakım düşünceleri kafasından atamıyormuş.

Düşünceler kardaki izler gibi bir birine karışıyormuş.

“Bu kader mi?” diyormuş,

“Beni bu kızla buluşturmak için Tanrının eliyle yazılmış bir şey mi?

Tanrı beni sevdiği için mi yoksa bana acı çektirmek için mi yazdırıyor bunları?” diye düşünüyormuş hep.

Korkuyormuş adam,

Mutluluktan korkuyormuş….

Yaşadıklarının bir gün sona ereceğinden, başkalarını üzeceğinden, yalnız kalacağından korkuyormuş…

Korkuyormuş, çünkü hayatın oyun olmadığını biliyormuş.

Ya da onu bir oyun gibi yaşayacak gücü yokmuş yaşlı adamın..

Günler böylece geçip gidiyormuş…

Gel zaman, git zaman, günlerden bir gün…

Yemekte, güzel kız uzanıp adamın sigarasını alıp içmeye başlamış.

Adam büyük bir ürperti hissetmiş.

Güzel kızın uzanıp sigarayı aldığı an, o kısacık zaman parçasında aralarındaki ilişki biçim değiştirmiş.

Sanki iki insanın başkalarına göstermedikleri mahrem yüzlerini gösteriyorlar, gibi gelmiş.

O an, her türlü çıplaklıktan daha etkileyici ve heyecan verici diye düşünmüş yaşlı adam…

Ve “o an”ları mutlulukla yaşamaya başlamış adam.

O an’lar bazen, yemekte şarap içerken güzel kızın sigarayı dudaklarına iliştirdiği an olmuş,

Bazen, loş bir odada oturup sıradan konuşmalara dalmışken, sanki hiçbir şey yapmıyormuş gibi ayakkabılarını çıkartıp ayaklarını altına toplaması olmuş.

Bazen, dostça yazılmış kısa bir mesajın içindeki beklenmeyen bir kelime,

Bazen gözlerinin içine bakıvermesi olmuş.

Bazen şirinlik yapacağım diye yüzüne değişik şekil vermesi.

Bazen hissedilemeyecek kadar hafif bir dokunuşu.

Bazen karların üzerinde yan yana yürürken koluna girivermesi olmuş, o an….

Genç Kız’ı belirsizlik içinde gibi hissediyormuş adam.

Her an anlamını değiştirebilecek bu belirsizlik, kesin ve açık bir sevgi işareti ile birleştiğinde ise adamı bir anda esir alıp çılgın bir aşkın kucağına atabiliyormuş.

Adam bütün ruhuyla ona bağlanıyormuş, o anda güzel kızı, yalnızca onu istediğini hissediyormuş.

Bu da yaşlı adamı mutlu ediyormuş….

Hayatım, bir döneme kadar, bildik, ezberlenmiş, hatta  bütün çekiciliğine rağmen kendini tekrarlamasıyla sıkıcı hale gelmişti…Elimdeki bu eskimiş, parlaklığını yitirmiş zaman parçasından yeni bir heyecan yaratamayacağıma inanmıştım. Onda yeni bir şey bulamayacağıma emindim...

Hayatın, benim değerimi bilmediğinden yakınırken, aslında hayatın değerini bilmeyenin ben olduğumu anlattın bana…Çok az insanın sahip olabildiği bir duyguyu yaşıyor olduğumu fark etmemin sevincini yaşatıyorsun.

Sıkıntılı, çalışmaktan başka bir şeyin olmadığını sandığım hayatın içine öylesine ölümsüz bir an getirdin ki, bütün bir hayatı o anla geçirebilirim.

Hayata tekrar bakmam gerektiğini hatırlattın."Hep yeni bir an gelecek" diyebiliyorum şimdi… Geçmişte kaybolduğuna üzüldüğüm ana benzer bir tane daha çıkabildiğini öğrendim.

Hayatın yüzüne bakabiliyorum artık...

Seninle birlikte girip bütün varlıklarımızı paylaşabildiğimiz bir an bile, bütün hayat boyunca hatırlanmaya değecek kadar parlaklık katıyor yaşantıma.

Onu soldurmayalım.....

Bu gün bunları yazmak istedim. Biraz duygusalım  galiba....

Öpüyorum Bebeğim....”

Kendini yeniden doğmuş gibi hisseden adama, genç kız kendi mutluluğunu yazarak ifade etmek istiyormuş.

“Seni böyle olduğun zamanlarda daha çok seviyorum biliyor musun?..

Geçmişteki ve şimdiki duygularını o kadar güzel anlatıyorsun ki, işte o zaman seni daha iyi tanıyabiliyorum..

Ben seni, üzüntülü olduğun durumlardan kurtarmak, mutlu olduğunda bunu daha da katlamak, hayatının her döneminde sadece bunun için yanında olmak istiyorum...

Bundan bir süre önce bende senin gibi düşünüyordum.

Ama seni tanıdıktan sonra, bütün düşüncelerim değişti..

O kadar etkilendim ki senden, konuşmaların ve beni olgunlaştırmak adına paylaştığın yazıların…

Kuralsız, korkusuz bir beraberlik yaşıyorum…

Hiç bir şeyin önemi yok… Ne yaş farkının, ne de diğer koşulların..

Hayranlıkla izliyor, bazen de çok cüretkar bakabiliyorum sana.

Seni çok çekici buluyorum..

Ama şimdi çekiciliğin yanında beni çeken başka şeyler var sende..

Çok zorlanıyorum anlatmakta..

İçimi doldurdum seninle..

Öyle ki her yerde seni arıyor, senden bir şeyler bulmaya çalışıyorum..

Senin gibi baktığımda etrafıma, seni yanımda buluyorum o an..

Seni çok özlüyorum…”

Devamı var !...

Bu yazı 2411 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum