Trump Politikalarının Taşıdığı Potansiyel Riskler
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
HARUN ŞİŞMANYAZICI

HARUN ŞİŞMANYAZICI

Trump Politikalarının Taşıdığı Potansiyel Riskler

23 Ocak 2017 - 12:35

Trump Politikalarının Küresel Ekonomi İçin Taşıdığı Potansiyel Riskler

Bilindiği üzere dünya 2008/2009 dan beri küresel bir kriz yaşamaktadır. Uzun süredir dünya bu krizi konjonktürel bir kriz olarak algılamış ancak daha sonraki yıllarda bunun bir devresel kriz olmadığının,sorunun yapısal olduğunun farkına varmıştır. Başlangıçta devresel kriz tedbirleri için uygulanan politikalar dışında para politikaları ile soruna çözüm aranmaya başlamıştır.  Bu politikalar bazı ülkelerde (ABD)gibi faydalı olmuş ancak işsizliği düşürmesine rağmen maaş artırımını ve hedeflenen enflasyonu uzun süre gerçekleştirememiştir. ABD 2015 de %2.6 ,2016 da %1.6 büyümüş, yani tüm bunlara rağmen 2016 büyüme tahmini düşmüş. 2017 de ise büyüme tahmini %2.2 olarak yapılmıştır.(IMF) 

 AB ise  para politikası ile bir çıkış yakalamaya çalışmaktadır. AB de de büyüme nispi bir iyileşme sürecine girmiş ancak hala %1-2 bandından yukarı çıkamamıştır. Euro bölgesi  2015 de %2 büyümüş olup 2016 da tahminen %1.7 , 2017 de ise %1.5 büyüyecektir. Japonya ise son  iki yıl üst üste  %0.5  büyümüştür. 2017 tahmini %0.6 dır.(IMF) 

2015 de gelişme yolundaki/yükselişteki ülkelerin Gsyıh artış oranları eski yıllara göre gerilemiştir. 2015 de %4, 2016 da %4.2 olmuş, 2017 de ise bu artış tahminen  %4.6 olacaktır.(IMF) 

Fakat iyileşmeye çalışan ancak hala tatmin edici ve sürdürülebilir bir iyileşme gösteremeyen dünya iktisadi krizi nedeniyle  gelişmiş ekonomiler de dahil olmak üzere bir çok ülke himayeci ve korumacı tedbirler uygulamaya başlamıştır. Dünya Ticaret Örgütü bu konuda 2008 yılından itibaren  2.978’ün üstünde ihlal tespit etmiştir. Bunların sadece 740’ı ortadan kaldırılabilmiştir. 

Söz konusu mevcut ekonomik krizin  yapısal nedenleri aşağıda belirtilmiştir; 

-Uygun Olmayan Demografik Yapı  

-Düşük Verimlilik  

-Daha düşük küreselleşme ve daha fazla  korumacılık uygulamaları, milliyetciliğin tırmanması 

-Gelir dağılımındaki adaletsizlik  

-Kabilecilik ve diğer hususlar meyanında  bunun tetiklediği teror 

Dünya yaşlanmaktadır, doğurganlık oranı giderek düşmekte geçmişin doğurganlık oranı yüksek ülkelerinde bile bu oran azalmakta ve nüfüs yaşlanmaktadır. Yaşlanan nüfus ise tüketmemektedir.  Oysa dünya 2008 e kadar ve 2010-2011 döneminde anormal yatırımlar ile aşırı bir kapasite yaratmıştır. 3.cü sanayi devrimini takip eden süreçte şimdi 4.0 konuşulsa da iş gücünün verimliliğini artıracak gelişmeler sağlanmamış yada bunlar makro ekomomik istatistiki veriler içinde yer almamıştır. Neo liberalizm kurumlarını oluşturamamış , özellikle yükselişte olan ülkelerde korumacılık ve himayecilik artmaya başlamıştır.  Gelişme ve yükselişte olan ülkelerin kendi kendilerine yeterliliği hızla gelişmiştir. Gelir dağılımındaki adaletszlik hat safhaya ulaşmış dünyada tepedeki 8 kişinin toplam geliri 3.5 Milyar insanın gelirinden daha fazla olmaya başlamıştır. 

 İçinde bulunduğumuz bu durumun özeti;  çok düşük küresel  GSYIH artışı, ancak bunun kadar ,hatta altında artan   küresel dünya ticareti, çok düşük yatırım , ve şimdi  artma sürecine giren fiyat artışlarıdır. 

Geçtiğimiz yıllar içinde deflasyonist baskılardan şikayet eden ve enflasyonu artırmaya çalışan dünya şimdi bir çok ülkede enflasyonist bir ortama girmektedir. Durgunluk içinde yada işsizlik artarken fiyatların artmasının yani bir stagflasyon durumunun hiç de hoş olmayan bir ekonomik tablo olduğu izahtan varestedir. Bazı ülkelerin 2017 yada 2018 de böyle bir durumla karşılaşacağı ileri sürülmektedir. 

 OECD ve IMF bu krizden çıkmak için sadece parasal politikaların yetmeyeceğini bunun mali politikalar ve yapısal reformlar ile desteklenmesini ve tedbirlerin küresel ölçekte koordineli bir şekilde uygulanmasını önermektedirler. 

IMF son raporunda içinde bulunulan krizden çıkış reçetesi olarak ,küresel ekonomik krizdeki yavaş ve güven vermeyen iyileşmeyi ,ve muhtemel tehlike ve riskleri dikkate alarak ,aşağıdaki tabloda da açıklandığı üzere ŞUMULLÜ ,İNSİCAMLI(Birbiri ile uyumlu),Uluslararası ölçekte KOORDİNELİ politikaların ülkelerce uygulanmasını  talep etmektedir. Ancak bu şekilde küresel ekonominin sürdürülebilir bir şekilde büyümesinin sağlanabileceğini ve gelir dağılımdaki adeletsizliğin ve bölgesel farklılıkların azaltılabileceğini izhar etmektedir. 

 

 

Comprehensive; mali, parasal ve yapısal politikaların ,Consistent ;insicamlı/uyumlu bir şekilde Coordinated; ülkeler tarafından  aynı zamanda ve aynı yöne doğru uygulanması ile küresel ekonomi daha fazla büyüyecek ve krizden çıkılabilecektir. 

Coordinated hususu 2011 yılnda Koç Uni.EAF da yayınlanan bir makalemde AB nin krize karşı tatmin edici bir politika üzerinde anlaşamamaları tarafımdan  ‘’Parangalı Serhoş Mahkum Sendromu ‘’olarak ortaya konmuştur. Bunun anlamı farazi olarak şudur; ‘’hapishaneden kaçan ve birbirine pranga ile bağlı olan mahkumlar ilk içki dükkanına dalarak serhoş olmuşlar, daha sonra aynı yöne kaçmaları gerekirken hepsi farklı yönlere gitmeye çalışarak doğal olarak aynı yerde kalmış ve kolluk küvvetleri tarafından yakalanmışlardır.’’  Bu nedenle koordineli olarak aynı yöne gitmek bir krizden çıkış için kaçınılmaz bir husus olmaktadır. Bunun için ise küresel bir ittifak ve disiplin gerekmektedir. 

Tüm bunların aksine şimdi ABD ‘nin yeni başkanı olan başarılı iş adamı TRUMP tek başına başka bir telden çalmaya başlayacağını beyan etmektedir. Aslında başlangıçta iktidara gelmeyi hayal etmeyen birinin popülist söylemleri olan politikaları şimdi gerçekleştirmek mecburiyetinde olduğu taahhütler olarak önünde durmaktadır. Bu popilist tedbirlerin uygulayan ülke için kısa vadede faydalı olacağı Davos ta da dile getirilmiştir. Ancak uzun dönemde mevcut krizi daha derinleştirip ,kemikleştirecektir. 

Bu nedenle dünya siyasi ve iktisadi olarak ilginç bir döneme girmektedir.  Trump’ın uygulamaya koyacağı politikaların ABD ve küresel ekonomi için muhtemel sonuçları  Amerikan kamu oyunda ve  dünya ekonomi çevrelerinde tartışıldığı şekilde bizim ufak tefek ilavelerimiz ile  aşağıda açıklanmaya çalışılmıştır; 

-Trump’ın uygulayacağı vergi reformu başka deyişle şirket vergilerini düşürmesi gelir dağılımındaki adaletsizliği artıracak buda mevcut ekonomik krizin ana nedenlerinden biri olan bu yapısal sorunu dahada kemikleştirecektir. 

-Meksika ‘ya koyacağını berlirttiği gümrük vergileri ve yaptırımlar aslında Meksika Pezo’sunun değerini düşürerek (8 Kasımdan bu yana %18) Amerikan mallarının ihracat bakımından rekabet gücünü zayıflatmıştır. Bu politikalar ABD yerine Meksika’da yatırım yapma yada tesis kurma maliyetindeki %20 avantajı dahada artırmıştır.(Lawrence Summers beyanatı  Eski ABD Hazine Sekreteri- Harward Üniversitesi  Profesörü) 

-Trump’ın deregulatif politikalar uygulama düşüncesi yada vaatleri gerçekleşir ise bunun yeni bir finansal kriz yaratacağı ileri sürülmektedir. Bu politika Trump ‘ın 2008-2009 krizini oluşturan döneme ve bu dönemin uygulamalarına dönme niyeti olarak değerlendirilmektedir.  

Bir çok ekonomist ve Madam Clinton tarafından Trump politikalarının belli bir süre sonra Amerikan ekonomisini resesyona götüreceği iddia edilmektedir.  

 Çünkü Trump Finansal Krize hukuki bir cevap yada bankacılık sisteminin hukuki alt yapısının oluşturulması veya denetime alınmasını sağlayan 2010 DODD FRANK ACT’ına karşı  olan bir seçim kampanyası yürütmüştür.  

-Trump’ın serbest ticaret anlaşmalarını uygulamama yada yeniden değerlendirme(NAFTA) , ABD yi Trans Pasifik Ortaklığından çekme ,yada gümrük vergileri uygulama politikaları (Özellikle Meksika ve Çin’e karşı)küresel ekonominin 2017 de %2.2 daha sonraki iki yıl ise ancak %2 büyümesine yani büyümenin yavaşlamasına sebep olacağı Oxford ekonomisitlerince ileri sürülmektedir. Trump’ın bu politikaları mevcut küresel krizi derinleştirecek ve süresini uzatacaktır. 

Daha da ötesinde Goldman Sachs ve  HSBC ekonomistleri kısa dönemde vergi indirimi ,maliye politikaları ve alt yapı yatırımlarının büyüme ve istihdam bakımından bir patlama yapacağı ancak göçmen sınırlamaları , gümrük vergisi uygulamaları ve  serbest ticarete getireceği engellemelerin,artan petrol fiyatları ile  ve  ABD de nüfus artışındaki demografik sorunla bütünleşerek aşırı enflasyon yaratacağını, ve küresel ekonominin domino taşı olan ABD’nin söz konusu politikalarının ve siyası uygulamalarının dünya ekonomisindeki yaratacağı tahribatin bumerang gibi ABD ye geri dönerek stagflation yaratacağını ileri sürmektedirler. Yani fiyat artışları karşısında durgunluk ve işsizlik oranının artması durumunun uzun dönemde yaşanma riskinden söz etmektedirler. 

-Uygulayacağını belirttiği Yeni Gümrük Vergisi tarifeleri ABD nin bu ülkelerden ithal ettiği malların fiyatını %15 artıracaktır. 

-Trump’ın vaatleri içinde bulunan alt yapı yatırımlarına ağırlık vermesi ve savunma harcamalarını artırması ,vergileri indirmesi ,bu politikalara bağlı olarak faizlerin artması ve usd nin yabancı paralar karşısında değer kazanması emin liman olarak ABD ye paranın geri dönmesini hızlandıracak buda gelişme yolundaki ülkelerin ekonomisini başta Çin olmaküzere ters yönde etkileyecektir.  

USD nin aşırı değer kazanması geçtiğimiz 8 yıl içersinde dolar bazında şirket borçları 3.5 Trilyon usd ye yükselen gelişme yolundaki ülkeleri  zora sokacaktır. Bu durum Rusya,Brezilya ,Güney Afrika gibi ülkeler için büyük risk yaratacaktır. 

-Trump’ın bu deregule edilen finans sektörü ve mali politikalar ile genişlemeci  politikası gerçekleşir ise mevcut parasal genişlemeler ile yaratılan balonlarda patlamalar   olma riski artacaktır. 

- Yuan’ın değer kaybetmemesi için usd satarak rezervlerini zafiyete  uğratan Çin’i Trump’ın kur manipülatörü olmakla itham ederek Çin’e karşı yaptırım uygulayacağını belirtmesi, zaten aşırı borçlanma ve irreguler bankacılık sistemi(Shadow Banking) nedeni ile balonların oluştuğu ,batak kredilerin arttığı bu ülkede ekonomik kırılganlığı daha da derinleştirecektir.  Dünya ekonomisindeki büyümeye büyük katkı sağlayan bu ülkeyi böyle bir duruma düşürmek küresel krizi derinleştirecek oda sonuçta ABD ekonomisine yansıyacaktır. 

-Trump’ın maliye politikası alt yapı yatırımları(Köprüler, Yollar, Metrolar, Okullar , Hastaneler vb )  yaklaşık 1 Trilyon usd lik harcamayı  ve ilave savunma harcamalarını kongreden geçirmesi çok inandırıcı gelmemektedir. Çünkü bu uygulamaların finansmanın %80 ini borçlanma ile yapılacaktır.  

OBAMA zamanında Cumhuriyetçilerin , OBAMA’nın  benzer genişlemeci ve borçlanma uygulamalarına getirdikleri eleştiriler  dikkate alındığında  TRUMP’ın bunların hepsini vaat ettiği şekilde  gerçekleştirebilmesine pek ihtimal verilmemektedir. Muhtemelen bunu bir dereceye kadar bütçe konsolidasyonu ile geçekleştirecektir. FED temsilcilerince yapılan son açıklamada ABD Kamu borç stokunun sürdürülemez olduğu belirtilmiştir. Bunu  daha artırmak Trump için çok kolay olmayacak gibi görülmektedir. 

 Bununla birlikte vaat ettiklerinin bir kısmını bile yapsa kısa vadede ekonomide aşırı bir canlanma ve ısınmanın olacağı ve kısa sürede enflasyonun hedeflenen %2 ye ulaşacağı ve bunu aşacağı aşıkardır.Zaten FED 2017 Büyümesini %2.7 olarak beklediklerini beyan etmiştir. 

 Trump bir taraftan aşırı harcamayı planlarken diğer taraftan gelir vergisi ve şirket  vergilerini sırası ile %35 ve %15 düşürmeyi planlamaktadır. Bu ise bütçe gelirlerinde önemli bir azalma meydana getirecektir. Bir taraftan bütçe gelirlerindeki azalma diğer taraftan harcamaların artması ABD de bütçe dengesini ters yönde etkileyecek, buda ABD nin kredi notunu düşürebilecektir. 

-Söz konusu politikalar ile ABD ekonomisi önümüzdeki yıllarda TRUMP ve ekibinin vaatlerine göre  %3.5 hatta %4 büyüyecektir. Bu ise ekonomi literatüründe  ‘’Sarı şaçlı bükleli kız ekonomisin’’ (Goldılock Economy)’ ayı lapasını çok sıcak yemesi anlamına gelecektir ki,  ekonomideki  bu aşırı ısınmayı  takiben bir resesyon gelecektir. Madam Clinton’da buna işaret etmektedir. Önemli olan vucut ısısı gibi ne ateşin çok yükselmesi nede çok düşük olmasıdır. 

 Büyüme aşırı enflasyon yaratmamak için çok hızlı olmayacak nede resesyon yaratacak şekilde düşük olacaktır. İdeal olan budur. 

Amerikan ekonomisi için sürdürülebilir bir büyüme için ideal oranlar %2-3 Gsyıh artışı ,max %2 enflasyon, tabii işsizlik oranın ise %4.5-5.8 olmasıdır. Çekirdek enflasyon ile ölçülen fiyatlarda ılımlı bir artış olması gerekmektedir. 

Ancak bundan daha önemli olan Trump’ın vaat ettiği %3.5 -4 büyüme oranları değildir. İşci başına verimlilik artmadıkça bunun bir anlamı olmayacaktır. Yukarıda bahsedildiği üzere dünyanın içinde bulunduğu önemli sıkıntılardan biri bu verimlilik oranı zafiyetidir. 

- TRUMP’ın siyasi politika ve manevralarının ise bu  politikalarının iyiliği yada kötülüğü dışında, yada bunlardan ari olarak dünyayı bir kaosa sokma riski büyük olacaktır.  Amerikan tarihini inceleyenlerin iyi bildiği üzere  ,Amerikan derin devletinin ve bunun arkasındaki hakim güçlerin çok ciddi politika ve kurulu düzen  değişikliklerine ahlaki yada gayri ahlaki bir şekilde  müsaade etmeyecekleri  olasıdır. Trump ‘a karşı yapılacak gayri ahlaki ve kanuni her uygulama , Trump ‘ın ise kurulu düzene karşı kökten değişim yaratacak uygulamaları  dünyayı yeniden bir kaos ve iktisadi durgunluğa sokacak çok tehlikeli bir durum yaratacaktır. Günümüzde  hiç kimse tarafından tasvip edilmeyecek ve istenmeyecek bu gibi durumlara sebebiyet vermekten kaçınılması  tüm dünyanın menfaatine olacaktır. 

-Trump politikaları birbiri ile çelişmektedir. Bir taraftan ekonomiyi canlandırmayı isterken  öbür taraftan ekonomik büyümeye % 0.5-0.6 katkı sağlayan ,ucuz emek sağlayan ve emeğin verimliliğini artıran teknolojik ve bilimsel gelişme için dünyanın yetenekli genç nüfusunu ithal etmeyi bir politika olarak benimseyen kadim ABD  göçmen politikasına karşı koymaktadır. Bilindiği üzere  ÇİN yetenekli genç nüfus için  potansiyelinin 1.5 Milyar nüfus iken ABD’nin kinin toplam dünya nüfusu olduğunu ileri sürmektedir. Dünyanın en iyi zeki gençleri ABD ye gitmekte ve geri gelmeyerek o ülkeye hizmet etmektedir. Çünki ABD nin tüm dünya için yarattığı algı FIRSATLAR VE BİREYSEL YETENEĞİN DEĞERLENDİĞİ ülke olduğudur. Böylece  ABD beyin göçü bakımından çekim merkezi olmaktadır. Bu algıya zarar vermek Amerikanın üstüne oturduğu sistemi çökertecektir. Bu sistem aslında ABD nin zayıf olan ve reforma ihtiyaç duyulan ilk ve orta öğretiminin ülke dışında kendisine hiç bir maliyeti olmadan yapılarak ortaya çıkan çok yetenekli ve iyi eğitimli gençlerin kendi ülkesindeki kalitesi  lisans ve lisans üstü eğitimle Amerikan ekonomisine hizmet edecek hale getirilmesidir. 

-Trump’ın Rusya ile yakınlaşması ABD’nin savaş  sanayini ayakta tutan PENTOGON harcamalarının temelini oluşturan güçlü tehdit unsurunu zafiyete uğratarak Çin’e kaydırmaktadır . 

Çin ise çok akılcı bir politika ile siyaseten güçlü olmaktan çok ekonomik güç olma eğilimini ortaya koymakta  siyasi gücünü geri plana itmektedir.( Eski Genel Kurmay Başkanı Sn İlker Başbuğ ve  Amiral Sn Kadir  Sağdıç ‘ın son  Çin ziyareti raporu) 

Çin ABD ‘nin süper güç olduğunu kabul etmekte , bu bakımdan siyaseten bir yarışa girmek istemediğini , ekmeğin peşinde koştuklarını ve Çin’in ekonomisini büyüterek halkın iktisadi refahını artırmayı planladıklarını beyan etmektedir. Yani Çin uzun bir süre için böyle ciddi bir tehdit oluşturmayacaktır. Son Daos Ekonomi zirvesinde küreselleşmeyi ve liberaleşmeyi savunan Çin Prezedenti  Xi Jinping ,her ne kadar böyle konuşsa da ne önemli himayeci ülkelerden biridir.  

-TRUMP ile birlikte dünyada devlet yönetimi  kılasik devlet yönetimi anlayışından çıkarak karizmatik,  daha ulusalcı ,otakrat, devleti özel şirket gibi yöneten güçlü lider merkezli bir devlet anlayışına savrulmakta yada daha doğru tanım ile küresel anlamda mevcut bu gelişmeye katkı sağlamaktadır. (Detay için bakınız Harun Şişmanyazıcı Biçim Değiştiren Küreselleşme ve Deniz Ticaret Sektörü) 

-Trump’ın İran’a karşı tavır alması ,İran’a uygulanan yaptırımların kaldırılmasına sıcak bakmaması 5+1 ‘in bu konuda yarattığı anlaşmayı tersine çevirecek söylemlerde bulunması ,Iran’ı potansiyel tehdit ve tehlike olarak algılaması, ancal İran ile uzun süredir iyi ilişkiler içinde bulunan ve İran’a karşı yaptırımların kaldırılmasında Çin ile birlikte etkin şekilde çalışan Rusya ile iyi ilişkiler kuracağını beyan etmesi bir çelişki yaratmaktadır. TÜRKİYE’ ile iyi ilişkiler tesisi edeceğini beyan edip, müslüman kardeşlere karşı tavrı ve genel olarak müslüman karşıtı söylemleri çelişki yaratmaktadır. Son olarak Irak ile ilgili söyledikleri de kafaları iyice karıştırmıştır. 

Tüm bu hususlar dikkate alındığında yukarıda detaylı olarak incelediğimiz dünya ekonomisi ve dünya ticareti ile ilgili beklentilerimiz Trump politika ve uygulamalarının olumlu yada olumsuz etkileri ile değişebilecek ve 2017 Dünya Ekonomisine ,diğer hususlar meyanında TRUMP politikaları yön verecektir.  

Ancak unutulmamalıdır ki TRUMP seçim döneminde bekar dı bekara karı boşamak kolaydır. Ancak şimdi karşımızda evli bir TRUMP bulunmaktadır.  

Temennimiz  Trump’ın dünya barışına, çevresel kirlenminin azaltılmasına, gelir dağılımındaki eşitsizliğin düşürülmesine , küresel ekonomik krizin iş birliği ile ortadan  kaldırılmasına ,ülkelerin iç işlerine karışılmamasına ,onların toprak bütünlüğüne saygı duyulmasına  katkı sağlayacak bir politika izlemesidir. 

 Harun Şişmanyazıcı  Ekonomist  

21.01.2016. İstanbul 

 

Bu yazı 1933 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum