Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Denizci Öğrencilerin Mağduriyetleri

Gemiadamları Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair Yönetmeliğinin ilgili maddelerinin iptali ve yürütmenin durdurulması taleplerini içeren davalar.

Denizci Öğrencilerin Mağduriyetleri
26 Nisan 2011 - 07:30

Dokuz Eylül Üniversitesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından açılan ve Danıştay 10. Dairesi’nde görülmekte olan Denizcilik sektöründe şok etkisi yaratan Gemiadamları Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasına dair Yönetmeliğinin ilgili maddelerinin iptali ve yürütmenin durdurulması taleplerini içeren davalara Fatsa Meslek Yükseköğrenim okulundaki 350 öğrenciyi temsilen 8 öğrenci seslerini duyurabilmek ve mağduriyetlerini gözler önüne sermek için Topdemir & İnandıoğlu & Kömüç Avukatlık Bürosu aracılığı ile davaya katılma taleplerini ve itirazlarını içeren dilekçelerini sundular. Görülmekte olan davalarda menfaatleri doğrudan etkilen öğrencilerin katılma talepleri değerlendirme aşamasındadır. Aynı kaderi paylaşan diğer öğrencilerinde bu 8 öğrenci ile birleşmeleri an meselesidir, zira Danıştay’ın karara varması yakın gözükmektedir. Danıştay’ın iptal kararını vermesi halinde ise öğrencilerin bütün umutları bitecek ve mağduriyetleri kat be kat büyüyecek gibi gözükmektedir.

IMO, STCW Sözleşmesi ile denizcilerin eğitim, sertifikalandırma ve vardiya esaslarını bir standarda kavuşturmak maksadı ile gemiadamlarının tabii olması gereken eğitimleri belirlemiş, Ülkemiz de bu Sözleşme’yi iç hukukumuzun bir parçası haline getirip, 2002 yılında Gemi Adamları Yönetmeliğini yayınlamıştı. 28.05.2010’da ise Gemiadamları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile uzakyol vardiya zabitliği ile uzakyol vardiya mühendisliği/makinistliği yeterliliği şartları Sözleşme kapsamında değerlendirilerek yeniden düzenlenmişti. Zira Sözleşme’ye göre önemli olan gemiadamlarının bir takım eğitimlerden geçmesi olup, aldıkları lisans veya önlisans diplomalarının bu bakımdan önemi yoktur. Bu durum ise Sözleşme’nin yürürlükte olduğu devletlerin eğitim sistemlerinin kendine has olması durumundan kaynaklanmaktadır. Biraz daha ayrıntıya girmek gerekir ise, Sözleşmenin uygulandığı neredeyse bütün ülkelerde, gemi adamları için 2 yıllık eğitim yeterli görülmekte olup bu eğitim de kolej bazındaki okullarda verilmektedir. Oysa ki ülkemizde, denizcilik meslek lisesinde okuyan bir kişinin, okulunu bitirmesi, üzerine staj yapması, üniversite sınavına girmesi, bu sınavdan da başarı ile geçmesi ve meslek yüksekokulunda 2 yıl daha eğitim görmesi gerekmektedir. Toplamda en az 6 yıllık bir eğitimin sonucunda ise yine sınava girmesi gerekmektedir. Sınavların bol olduğu ülkemizde belki bu durum doğal karşılanabilir ancak 6 yıllık eğitim alan gemi adamları için bir de bu sınava girmeye hak kazanabilmeleri gerekmektedir. Zaten sorun da buradan kaynaklanmaktadır. Zira ülkemizde başka hiçbir ülkede olmayan bir uygulama bulunmaktadır. O da sınava girebilmek için tamamlamaları gereken ekstra eğitimlerin sadece Üniversiteler tarafından verilmesidir. Bu eğitim ise bir tamamlama eğitimidir. Yani, gençlerimiz üniversitede görecekleri eğitim sonucu diploma almayacaklar. Ancak bir kesim bunu sanki diploma alacaklarmış gibi gösterip Yüksek Öğretim Kanunu’na aykırı olduğunu savunmaktadır. Oysaki durumun uzaktan yakından ilgilisi bulunmamaktadır. Zaten sınavda başarılı olmaları şartı bulunmaktadır. Bu bağlamda üniversitelerin vereceği eğitimlerin bir kurstan öteye gitmeyeceği ve lisans öğrencilerine bahşedilen gibi bir diploma bahşedilmeyeceği açıktır.

Armatörlerin Türk gemi adamı bulamamaktan yakındığı bugünlerde Danıştay kararının sadece öğrencileri değil, tüm denizcilik sektörünü etkileyeceği şimdiden anlaşılmakta olup, daha çok Türk gemi adamının sonunda uzakyol gemilerinde çalışıp çalışamayacağı sorusunun çözümü merakla beklenmektedir.  

Bu haber 5635 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum