Göktaşları Gecesi


Ege’nin, yeryüzünün en mükemmel doğal mimari yapıtlarıyla oluşmuş cennetten bir köşesi olan Sarsala koyunda, soğuk bir kış gününde doğanın salt ve katkısız güzelliği içinde inanılmaz bir duygu seli yaşıyoruz. Otantik bir gecenin turkuaza dönüşmüş karanlığını saran kurşun gibi ağır ayazında, gökyüzünden üstümüze ince ince dökülen ay ışıltılı çiğ tanelerinin arasından denizcilerin can yoldaşı kutup yıldızını arıyoruz.

Bu gece, göktaşlarının gösteri gecesi. Ejderha takım yıldızı’nın denizcilere dostça ve sevgi dolu bakışları arasında, göktaşı yağmurlarının gözlerinizi kamaştıracak ışık danslarıyla sabaha kadar büyüleneceksiniz. Deniz kokulu ayazı yemiş ıslak güvertenin üstünde üşümekten bile zevk alarak seyre daldığımız olağan üstü doğa görüntüleri içindeki kısa bir yolculuktan sonra, Boynuz bükü'nün (koy) ıssız bir köşesinde, neredeyse çam ağaçlarının altına demirledik. Sanki hepimiz Kainatı kucaklamak istercesine bakıyoruz gökyüzüne, uzansanız bütün yıldızları avuçlarınızın içine alacakmışsınız gibi bir duyguya kapılıyorsunuz ve sonra da iyi ki yaşıyorum diye mırıldanıyorsunuz kendiliğinizden. Yaşadığınız ve hissettiğiniz bütün heyecanları, mutlulukları ve coşkuları yüreğinize sığdırıp sözcüklere mahkum edemiyorsunuz. İnsancıl duyguların ve doğanın yaşantımızdaki yerinin ne kadar anlamlı ve önemli olduğunu hatırlayıp, birçok olguyu yeniden sorgulamaya başlıyorsunuz.

Dünya medeniyetlerinin, kültürlerinin, renklerinin birbirlerine sarılarak harmanlandığı ve sınırların kaybolarak insanlığın bütün değer hükümlerinin etkin olduğu böylesine doğal yerlerde olmak, gerçekten insana büyük bir mutluluk veriyor. Bordomuza yanaşan yaşlı bir balıkçının yorgun yaşamından kesitleri merakla dinlerken, bir yıldız daha kayıyor Kekova’nın büyüsünden mitolojik tanrıların şehri Knidos’un gizemli ruhuna. İşte o anda kainat, baba tanrı Okeanos’un bir bakışıyla bütün kötülüklerden kurtuluyor ve böylesine uzun geçen huzurlu bir kış gecesinde yeni filizlenen aşkın ruhunu ölümsüz olsun diye, şafak tanrıçası Eos’un şahitliğinde ana tanrıça Aphrodite kutsuyor.

 Müthiş zevklerle donatılmış uçuk bir gecenin son saatlerini geçirmek üzere tersane koyuna vira demir dedik. Yıldızların ışık yağmurunun son parıltıları altında üşüyerek yeni güne merhaba demeye hazırlanırken, titremelerimize hiç aldırış etmeden büyük bir keyifle yudumladığımız sıcacık çayın bardağınla ısınmaya çalışıyoruz. Bütün zevkler, heyecanlar, coşkular, umutlar ve düşler birbirlerine hasretle sarılmış, yaşanması olanaksız bir mutluluğun portresinin inceliklerini çiziyorlar.

Gün, yavaş yavaş ağarmaya başlarken, ufkun derinlikleri muazzam bir koyu kızıllığa bürünüyor. Yıldızlar ışıklarını saklamaya hazırlanırken, sabahyıldızı Venüs bütün zerafeti ile Gökyüzünde görünüyor. Onu sevgiyle selamladıktan sonra Güneşin o ihtişamlı doğuşunu seyretmek üzere Yassıca adalarına dümen çeviriyoruz, yeni umutların ve sevgilerin peşinde...