Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Krizin Taşımacılık Sektörüne Etkileri

Global krizin taşımacılık sektörüne etkileri, İstanbul Üniversitesi Denizcilik Kulünü ve İTO tarafından ortak düzenlenen sempozyumda tartışıldı.

Krizin Taşımacılık Sektörüne Etkileri

Global krizin taşımacılık sektörüne etkileri, İstanbul Üniversitesi Denizcilik Kulünü ve İTO tarafından ortak düzenlenen sempozyumda tartışıldı.

Krizin Taşımacılık Sektörüne Etkileri
28 Şubat 2009 - 02:50

Krizin Taşımacılık Sektörüne Etkileri

Global krizin taşımacılık sektörüne etkileri, İstanbul Üniversitesi Denizcilik Kulünü  ve İTO tarafından ortak düzenlenen sempozyumda tartışıldı.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Eminönü Kampusu Prof. Dr. İsmail Özaslan salonunda düzenlenen sempozyuma İstanbul Üniversitesi Öğrencilerinden geniş bir katılım olduğu gözlendi.

Prof. Dr. Oral Erdoğan: "Dolar füze gibi fırlar, 4 TL'yi bulabilir"

Sempozyumda ilk olarak Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oral Erdoğan “krizin iktisadi açıdan değerlendirmesi” ni yaptı.

Dünyada yaşana geçmişten bugüne ekonomik krizlerin bir değerlendirmesini yapan Prof. Oral Erdoağan; krizlerin finansal, ekonomik ve sosyal boyutları olduğunu; bugün yaşanmakta olan krizin ise henüz sosyal boyuta sirayet etmemiş olduğuna dikkat  çekti.

Resesyon olarak adlandırılabilmesi için en az 2 yıl üst üste negatif büyüme yaşanması gerektiğine dikkat çeken Erdoğan, bu anlamda henüz yaşanmakta olanın resesyon olarak da adlandırılamıyacağını belirtti.

Şu anda depresyon durumunun da ekonomide gözükmediğini belirten Prof. Erdoğan; “Eğer depresyon olursa 1929’daki buhranı ararız, ama şu anda böyle bir durum gözükmüyor” dedi.

Prof. Erdoğan; stagflasyon olması için enflasyonun yüksek seyretmesi gerektiğini, enflasyonun yüksek olmaması nedeniyle stagflasyon durumunun da sözkonusu olmadığına değindikten sonra Keynes ve Friedman modellerini anlattı.

Prof. Erdoğan; krizde ABD ekonomisinin zararının 3-4 trilyon doları bulduğunu söyledi. 2002-2006 yılları arasında kredi maliyetlerinin düşük olduğuna dikkat çeken Erdoğan; bu şekilde konut kredileri büyüklüğünün 10 trilyon doları bulduğunu belirtti.

Sermaye hareketlerini ve uzun vadeli sermaye işlemlerini  takip ederek oluşturduğu grafikten Türkiye’de nelerin olabileceğini kestirmenin mümkün olduğuna dikkat çeken Erdoğan; geçmişte kendi oluşturduğu grafikte ülkede meydana gelen önemli olayları önceden kestirebildiğini söyledi. Prof. Erdoğan, kendi geliştirdiği bu yoöntemle Türkiye ekonomisinin geleceğine yönelik ilginç tahminlerde de bulundu. İşte Prof. Dr. Oral Erdoğan’ın tahminleri:

40 güne kadar Türkiye ekonomisinde sıkıntılar artacak (yerel seçimler sonrasına rastlıyor)Haziran ayının ikinci yarısında önemli bir sıkıntı görülüyor.Temmuz başında hafif bir iyileşme var, bu iyileşme 1-1,5 ay sürebilecek.

Prof. Erdoğan; bir soru üzerine kamunun özel sektörün yaşadığı sıkıntıları kolaylıkla ekonomik sıkıntı olarak kabul etmediğini, ancak sıkıntı kamu kesimine sıçrarsa o zaman ekonomik sıkıntı var dediğini söyledi. Erdoğan; "Önlemler yetmezse tedbirler alınmazsa Dolar 4 ytl olabilir" uyarısında bulundu.

Mine Kaya: “Tersine Küreselleşme” başladı

Prof. Dr. Oral Erdoğan’dan sonra Prof. Dr. Necmettin Akten yönetiminde Panel bölümüne geçildi. Panel bölümünde ilk konuşmacı UND İcra Kurulu Başkanı Mine Kaya oldu.

Mine Kaya; sektörde maliyetlerin arttığını, ticaretin azaldığını, ekonomide tüketimin ve üretimin azaldığını söyleyerek, “Tersine Küreselleşme” döneminin başladığını belirtti.

Mine Kaya, een çok zararı lojistik sektörünün gördüğüne dikkat çekti.

Düşük döviz düşük kur sisteminde navlunlar düşerken kar marjlarının giderek azaldığına değinen Kaya, krizden çıkmanın reçetesi olarak ise Ortadoğu gibi yeni pazarlar ve yeni açılımlar bulmak; ve kısıtlamalardan kurtulmak gerektiğinin altını çizdi.

Mine Kaya; “Firmalar şu anda bisikletin üzerinde ve sürekli pedal çevirmek zorundalar. Pedal çevirmeyi bırakırlarsa düşeceklerini biliyorlar” dedi.

Süheyl Demirtaş: “Kendi ayağımıza ateş ettik”

Mine Kaya’dan sonra GİSBİR Genel Sekreteri Süheyl Demirtaş konuşma yaptı. Demirtaş 2002 yılında 82 olan gemi siparişlerinin 2008 yılında 246’ya çıktığına dikkat çekti.

Gemi inşada kazalar konusunu abartarak kendi ayağımıza ateş ettiğimizi söyleyen Demirtaş, “Gemi inşa sanayicileri olarak devletten destek göremedik” dedi.

Tersane arazilerinin 49 yıllığına kiralanmış olduğunu, tersanecilerin tersane arazilerini teminat göstermelerinin bu yüzden mümkün olmadığını belirten Demirtaş; devletten sadece krediye teminat talep ettiklerini anlattı.

Demirtaş; “Krizi sektör olarak tamamen fırsata dönüştürmek mümkün değil. Ama şu ana kadar bu krizi fırsata dönüştürenler var. Onlar da bu krizi öngörenler, geleceğini bilenler” dedi. Demirtaş, ülkelerin tek tek bu krizden çıkamayacaklarını, işbirliği gerektiğini vurguladı, “Avrupa’nın gemi inşa merkezi olmak istiyoruz” dedi.

Tahir Sarıoğlu: “3. Dünya Savaşını Parayla Yaptılar”

GİSBİR Genel Sekreteri Süheyl Demirtaş’tan sonra söz alan Sarıoğlu Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Sarıoğlu; denizdeki navlun krizinin sadece Türkiye’ye bağımlı olmadığını söyledi.
Armatörlerin yaşamakta olduğu krizin en büyük nedeninin 2. El olarak almış oldukları gemilerin yaşlı olması olduğunu gösteren Sarıoğlu; bugün artık yük sahiplerinin yüklerini yeni gemilerle taşıtmak istediklerini belirtti.

2003’ten itibaren gelirlerinin tahayyül edilemeyecek kadar arttığını, Baltık Kuruyük Endeksinin 10700’lere kadar çıktığını söyleyen Tahir Sarıoğlu; “Ancak endeks sonra 700’lere kadar düştü” dedi.
Tahir Sarıoğlu; 3. Dünya savaşının bu kez parayla yapıldığına dikkat çekerek, denizcilerin ve armatörlerin ancak taşınacak yük olursa iş yapabileceklerini söyledi. Sarıoğlu şöyle devam etti:
“En çok dökme yük gemileri etkilendi. Armatörler para kazandıkları 2003-2007 döneminde gemilerini yenilemeye giriştiler. Finansal kriz bunların hepsini durdurdu.  Şu anda Türkiye’de 29 mart seçimleri gündemde ve her şey seçime endeksli oldu. Biz kendi yağımızla kavrulmak istiyoruz.”

Armatör Tahir Sarıoğlu; paraya olan güvenin geri gelip ticaretin düzelmemesi halinde herkesi daha kötü günlerin beklemekte olduğunu vurguladı. Kendilerinin işletmeci olarak maliyetleri düşürmeye çalıştıklarını söyleyen Sarıoğlu; Türk armatörünün bunu yapmaya çalıştığını belirtti. Sarıoğlu; krizi ancak elinde nakit parası olanların fırsata çevirebileceğini söyledi.

Arif Davran: “Krizden en ağır Türkiye isabet alacak”

Tahir Sarıoğlundan sonra söz alan TOBB Deniz Meclis Üyesi Arif Davran; krizden en ağır Türkiye’nin isabet alacağını söyledi.

Türkiye ekonomisini uçurumun kenarına getirenlerin sultan hamam ve mahmutpaşa üniversitesinden mezun işadamları olduğunu söyleyen Davran,  bu işadamlarının ödememeyi sanat haline getirdiklerini Türkiye’nin ödemelerinin dengede olmayan bir noktada olduğunu kaydetti.

Davran; Türkiye’nin muhasebe sisteminin sorunlu olduğunu, cash-flow takibinin mümkün olmadığını söyleyerek, “Hiç kimse nakit akışının nasıl olacağını muhasebe sistemi içinde takip edemez” dedi.

Dünyada yaşanan bir krizin mutlaka Türkiye’yi, de etkileyeceğini söyleyen Davran; devletin gemi inşa sanayinde sadece izleyici olmaya devam ettiğine dikkat çekti. Davran, 3 yanı denizle çevrili köprü konumundaki ülke konumundaki ülkemizde denizciliğe hiç devlet desteği olmadığına dikkat çekti. Türk armatörlerinin de, dünya armatörlerinin de krize çok kötü yakalandıklarını belirten Arif Davran; bu ortamdan çıkmanın yegane yolunun devletin ulaştırma sektörüne destek vermesi olduğunu söyledi.

Gökhan Esin: 2010’un ilk yarısı iyileşme olur

GİSAŞ adına konuşan Gökhan Esin; limanlarımızda kapasite kullanımının 2006 yılında %66 iken bu oranın 2007 ve 2008 de daha da arttığını söyledi.  Ancak krizin gündemi değiştirdiğini söyleyen Gökhan Esin; Marmara limanlarının  transit liman olma niteliğini önümüzdeki dönem kaybedebileceklerini anlattı.

Selçuk Onur: GİSBİR ve DTO Krizleri iyi yönetemedi

Panelde son konuşmacı krizin denizcilik medyasını nasıl etkilediği konusunu anlatan Perşembe Rotası editörü Selçuk Onur oldu. Selçuk Onur; meydana gelen tersane kazalarında GİSBİR’in krizi iyi yönetemediğini ve bilgi kirlilği oluştuğunu söyledi. Açıklama yapılmadığı için herkesin bildiği gibi yazmaya çalıştığına değinen Onur, DTO’nun da meydana gelen filika kazası sonrasında suskun kaldığını, Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan’ın ancak 1 ay sonra açıklama yaptığını o sürede sektörün çok yara aldığını bildirdi.

Krizin sektöre yansımasının  azalan reklamlar şeklinde görülebileceğini söyleyen Selçuk Onur; “Dünya Gazetesi  bu konuda güçlü ama sitem Lojiport ne kadar dayanabilir bilmiyorum” dedi.

Global kriz geliyorum işaretleri verirken Adana Yumurtalık bölgesinde 5 tersane, Yalova Altınova’da yeni bir Tuzla yaratma girişimlerinin sorgulanması gerektiğini belirten Selçuk Onur; “2008 Yılında Posidonia turunda denizcilerimiz Yunanlı armatörleri Pire’de dillere destan bir şekilde ağırladılar. Oysa o sırada da kriz geliyordu” dedi. Bu dönemde UN Ro-Ro nun satılmış olmasını olumlu bir adım olarak niteleyen Onur; “Şimdi gemiler İtalya’dan TIR olmadığı için kalkamıyor. Bugün olsa bu fiyata satılamazdı” dedi.

Bu haber 11483 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum