Altın Koç
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
PATRICIA MURADI

PATRICIA MURADI

Altın Koç

14 Mayıs 2010 - 22:20

Mitoloji sever misiniz bilmem. Kimi hikayeleri şaka gibidir, ilginçtir, okuduğunuzda sizi şaşkınlıklara düşürür. Bazıları elde olmadan tanıdık gelir hatta ilk kez okumuş olsanız dahi ‘Ben bunu bir yerlerde evvelce duymuştum.’ Diye düşündürtür.

En önemli özelliklerinden birisi de anılan isimlerin neredeyse tamamının da içinde geçtiği hikaye ile büyük bir uyum arz etmesidir. Az sonra sizlerle paylaşacağım ‘Altın Koç’ da türünün en güzel örneklerinden birisidir.

Bu mit, gerek içinde barındırdığı dersler ve gerekse üç semavi dinde de benzer kimi anlatıların yer alması nedeni ile farklı bir öneme sahiptir.

Bizler dünya yaratıldığından bu yana evrimleşir ve hiç bıkıp usanmadan gelişiriz. Bilim adamları yaptıkları icatlar ile dünyayı ne kadar ileri taşısalar da insana mahsus öyle davranış kalıpları vardır ki bunlar yüzyıllar evvelinde ne ise bin yıllar sonrasında da hep aynıdır. Hangileri mi? Buyurun hep beraber milattan evvelki yıllara geri dönerek hangi davranışlar olduğuna birlikte bakalım.

Yunan Kralı Athamas bir türlü susmayan, konuşarak kafasını şişiren karısından bıkar ve onu başından atmaya karar verir. Demek yüzyıllar evvel de erkekler karılarından hemen aynı nedenlerle usanarak onlardan kurtulmanın yollarını arıyorlardı. Sebep TV, modernleşen hayat, bozulan terbiyeler olmayıp konu her iki tarafın da tipik ve tescillenmiş davranışlarından kaynaklanmaktadır.

Sonunda emeline ulaşıp Prenses Ino ile evlendiği zaman da arkada bırakılan eski eş Nephele’nin aklını sürekli kemiren bir tek şey vardır. Bir anne olarak kızı Helle ve özellikle de oğlu Phrixus için çok korkmaktadır. Doğrusu da bu ya Zavallı Nephele endişesinde haklıdır. Çünkü yeni kraliçe çocukcağızları saraydan uzaklaştırmak ve kendi doğurduğu çocukları tahta varis olarak yetiştirmek üzere elinden geleni ardına koymayacak, bu uğurda kanlı bir cellat olmaya bile aldırmayacaktır.

Osmanlı sarayında, herhangi bir Avrupa hanedanında veya Mitolojide bile olsa durum değişmiyor. Herkes kendi çocuğu ön plana çıksın istediğinden buna göre önlem alarak bir diğerinin kaderine hükmetmeye çalışıyor. Aslında şimdilerde de çocuklarımızın neredeyse birer yarış atına benzetildiği sınavları düşündükçe dünyayı kendimize eziyet etmek için kasten daha da zorlaştırdığımızı düşünüyorum ya neyse biz yine konumuza dönelim.

Hain Kraliçe Ino amacına ulaşmak için uğraşmaya başladığında şans da onun yanındadır. O yıl ülkede hasat berbat olduğundan açlık tehlikesi baş gösterir. Ino bu fırsattan yararlanarak her zaman akıl danışılan kahinler ile anlaşır.  Kral Athamas ülkesini bu illetten nasıl kurtarması gerektiğini kahinlere sorduğunda işbirlikçi adamların gösterdikleri çare korkunçtur.

Ülkenin üzerinden bu lanetin kalkması ve bereketin yeniden geri gelmesi için maalesef genç prens Phirxus’un Tanrılara adak olarak sunulması gerekmektedir. Arada kalan Athamas sevgili oğlundan vazgeçmek istemese de bir kral olarak halkını aç bırakmamak ve onlara da sahip çıkmak durumunda olduğundan ne yapacağını kestirememektedir.

Nephele ise duyduklarından dehşete düşmüş üzgün ve çaresizce dua etmektedir. Sonunda Athamas kararını verir ve oğlunun Tanrılara adanmasını kabul ettiğini tüm halkına duyurur. İşte bundan sonradır ki küçük prens kurban edilmek üzere sunağa doğru götürülürken gökten muhteşem bir altın koç iner, Phrixus ve kız kardeşi Helle’yi de alarak yeniden göklere çıkar.

Bu muhteşem Altın Koç anne Nephele’nin dualarına cevap olarak Tanrı Hermes tarafından gönderilmiştir. Düşünüyorum da acaba annelerin kaderi hep aynı mı olacaktır? Her ne olursa olsun daima çocuklarının arkasında ve onları koruyacak bir güç olarak kalacaklar mıdır? İşte bu da yüzyıllardır değişmeyen gerçeklerden birisi diyor ve mitimize devam ediyoruz.
Altın Koça binen iki çocuk için göklerde artık amansız bir macera başlamıştır. Posta yapışmış bir halde Asya ve Avrupa’yı birbirinden ayıran boğaza girerler. Tam bu sırada Helle belki de sıkı tutunamadığından koçun üzerinden kayar, düşer ve karanlık sulara karışır. Bu hazin olayın sonrasında da üzerinden geçtikleri deniz Helle’s Pont yani Helle’nin Denizi olarak anılmaya başlanır.
Kızcağız düşer ama uğruna koç gönderilen Phirxus seyahatini salimen tamamlayarak Colchis ülkesine varır, kendisini karşılayan Kral Aietes’e koçu armağan ederek onun kızlarından birisi ile evlenir.

Mit burada bitmez elbette… Altın Koç’un gelişinden sonra herkesin gözü artık Aietes’in ülkesi Colchis’e, bu değerli postu barındıran ülkeye çevrilir. Onu alabilmek için kimi kahramanlar kendilerini tehlikeye atmaktan çekinmezler ve onun uğruna maceradan maceraya koşarlar. Lakin bu kişilerin kim olduklarını ve neler yaşadıklarını da başka bir sefere bakalım derim. Sonraki görüşmemize dek, sevgiyle kalın.

 

Bu yazı 3858 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Tuğba OTAN
    1 yıl önce
    Sn.Patricia Hanım,
    Uzun bir aradan sonra yazılarınıza tekrar kavuştuk:)
    Fırsatını bulduğum heran yazılarınızı okumaktan çok büyük keyif alıyorum. Herzaman olduğu gibi yine çok güzel bi yazı
    Teşekkürler.
  • YUSUF KAZCI
    1 yıl önce
    Sn. Patrıcıa Hanım;

    Yazılarınızı sıkılmadan okumaya devam ediyorum.Teşekkürler...

    Yusuf
  • Jale Nur Ece
    1 yıl önce
    Sevgili Patricia,

    Güzel bir konu, akıcı anlatım, sürükleyici yazınız için sizi kutlarım.

    Sevgilerimle
    Jale
  • Zahide Gul
    1 yıl önce
    afrodit ve athena ortak bir plan yapip erostan medea'yı jasona aşık etmesini isterler. zavallı medea bu aşk yüzünden çok sevdiği babasının diyarından kaçmak zorunda kalır. kafkasyadan atinaya geri dönerlerken yolda gemide kendi kardeşini öldürür. altin post'un geri getirilişinde jason'dan cok daha fazla payı vardır. eger o olmasaydı jason ve arganotlar biraz zor sag salim donerdi. jason'ın tum bunlara ragmen medea'yı yuz ustu birakmasi, yetmezmis gibi asagilamasi sonunda medea'nın cildirdiği soylenir.iason yönetimindeki argo mürettebatı, altın postun peşinde kolkhis'e ulaşır. burada kral aietes ve kizi medea ile tanışır ve postu isterler. aietes, bu cesur gemicilerle çarpışmayı göze alamaz ve iason'dan bir ejderi öldürmesini, burunlarından ateş saçan tunç ayaklı bogalarla bir tarla sürmesini, sonra da bu tarlaya ejderhanın dişlerini ekip, bu dişlerden doğan canavarlarla savaşmasını ister. iason, hem altın postu istediği hem de medea'yı pek beğendiği için bunları kabul eder ve afrodit'ten yardım ister. afrodit, devreye oğlu eros'u sokar. medea da eros'un okuyla bir güzel vurulur ve iason'a aşık oluverir. iason'a 'eğer beni alırsan, sana yardım ederim' der ve ona derisini silahlara karşı dayanıklı yapacak bir merhem hazırlar. iason, medea'nın merhemi ve tavsiyeleri sayesinde bütün engelleri aşmayı başarır ancak kral sözünü tutmaz. bunun üzerine sevgililer ormana gider. medea altın post'u koruyan ejderhayı şarkılarla türkülerle bir güzel uyutur ve postu gemiye götürüp, medea'nın kardeşi absyrtos'u da alıp denize açılırlar. kral, adamlarını peşlerine takar. canavarlaşan medea, babasının adamlarını oyalamak için kardeşini öldürüp, parçalarını birer birer denize atar! adamlar da absyrtos'un parçalarını toplarken, argo gemisini ellerinden kaçırırlar. gemi adriyatik'e doğru ilerlerken, zeus'un gazabına uğrar. medea kardeş kanı döktüğü için, bunun kefaretini ödemedikçe yunanistan'a giremeyeceğini anlar ve halası olan büyücü kirkeye gider. kirke medea'yı lanetten arındırır ve gemi yeniden yola çıkar. yolda phaik'ların ülkesinde mola verip evlenirler. binbir türlü maceralar daha yaşadıktan sonra nihayet iason'un vatanı olan iolkos'a ulaşırlar. iason babasının öldüğünü ve yönetimin amcası pelias'a geçtiğini görür. artık entrikada sınır tanımayan iason ve medea pellias'ı kızlarına öldürtürler. ancak palias'ın oğlu tahtı eline geçirip, onları kovar. iason ve medea korinthos'a giderler. burada bir süre huzur içinde yaşarlar, iki de çocukları olur. fakat korinthos kralı, iason'u kızı kreusa ile evlendirmek ister. iason biraz iktidar budalalığından biraz da medea'dan bıktığı için kabul eder bunu ve medea'yı boşar. medea boş durmaz tabi, kıza düğün hediyesi olarak bir giysi yollar. kreusa giysiyi giyince, ona yardım etmek isteyen babasıyla birlikte alev alev yanar. ama medea bununla yetinmez, artık iyice çıldırmıştır. öz çocuklarını boğar ve babaları iason'a gösterir cesetlerini!

Son Yazılar