Advert
Advert
Advert
Advert
Advert
Advert

Kardak krizinde bilinmeyen ayrıntı

Yeni Deniz Mecmuası'nın yeni sayısında Kardak operasyonunun bilinmeyenleri yazıldı...

Kardak krizinde bilinmeyen ayrıntı
Bu içerik 1000 kez okundu.

Yeni Deniz Mecmuası'nın yeni sayısı yayımlandı.

Sivil-askeri denizcilik ve deniz kültürü üzerine zengin içeriğiyle dikkat çeken derginin bu sayısında Mehmet Deniz Irak, Deniz Savunma Sanayiinde teknoloji kullanımı ve bu bağlamda Kardak operasyonu örneğini anlattı.

Irak, Emekli Albay Dr. Nejat Tarakçı’nın anılarına dayanarak, hem Kardak krizinde Yunan tarafının kardak adasına yaptığı işgal girişiminin Türk askerince kameraya alınmasının diplomaside sağladığı kolaylığı hem de böylesi bir askeri operasyonda ilk kez cep telefonu kullanılmasını ve sonuçlarını anlattı.

İşte Mehmet Deniz Irak'ın kaleme aldığı o yazı:

"Sene 1963…

ABD Başkanı Johnson Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale etmemesi için bir mektup yazar.

Ve İsmet Paşa’dan cevabını alır:

'Yeni bir dünya düzeni kurulur, Türkiye de bu düzende yerini alır!'

***

“Bu düzende” yer alma süreci Türkiye’de milli savunma sanayinin ilk temellerini attı.

Kiminin küçümsediği 'Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur' sözünün sahada kendini gösterdiği yılları yaşadık. Cumhuriyetin en önemli üç kazanımından (Montrö, Hatay ve Kıbrıs) biri olan 'Kıbrıs Zaferi' sonrası ambargo sürecini yaşadık!

Nasıl mı?

Nasılını Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in yazdığı MİLGEM Kitabından öğrenelim:

“(1980-1981)…. Tayin olduğum Denizaltı Savunma Harbi amaçlı geminin DSH sistemleri devre dışıydı. Yaptığımız inceleme sonunda Drum’un gerçekten arızalı olduğuna karar verdik ve İkmal merkezinden yenisini talep ettik. Malzeme, ABD’den talep edilmiş ama ambargo nedeniyle gelmemişti.”

“1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra en önemli konu muhriplerdeki 5/38 toplarının mermileriydi. Bu mermilerin tedariki de ambargo kapsamındaydı ve elimizde sayılı miktarda mermi vardı. Hemen MKE’ye sipariş verildi ve mermiler ulusal olanaklarla üretilmeye başlanıldı.”

Kıbrıs bize dersti.

Atatürk’ün vefatı sonrası dönemde terk edilen “milli sanayi” vizyonunun bize bir tokatıydı.

Bir devlet düşünün ki, silahını kendi üretmesin!

Ne demişti Mustafa Kemal Atatürk:

Hangi istiklal var ki ecnebilerin nasihatlarıyla, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin!

Peki ya Kardak!

Deniz Kuvvetlerinin en önemli harekatlarından biri! Ondaki silah teçhizat durumumuz ne?

Emekli Albay Dr. Nejat Tarakçı’nın anılarından okuyalım:

'Krizin zirveye ulaştığı 30 Ocak 1996 tarihinden yaklaşık 10 gün önce emrimdeki bütün botlar Bodrum ve Güllük bölgesinde görevde idiler. Özellikle Kardak adaları civarında sürekli olarak gözetleme ve karakol görevi idame ediliyordu. Botlarımızda dürbünden başka gözetleme aleti yoktu. Zamanın Sahil Güvenlik Komutanı amiralin emriyle tedarik edilen 2 adet el kamerası Bodrum bölgesindeki iki bota verilmişti. Yunanlılar 27 ve 28 Ocak gecesi Türkiye tarafındaki Kardak adacığına bir komando timi çıkarmıştı. Ertesi günü devriyedeki Sahil Güvenlik botu gözle Yunan komandolarını fark etmiş ve kamera ile kayıt altına almıştı. Durumu Ankara’ya bildirdik. Haberin yayılması üzerine Yunan Büyükelçisi Türk Dışişleri bakanlığına çağrılmıştı. Komandoların adaya çıktığını reddediyordu. Biz görüntü kasetini gece otobüse verip Ankara’ya yetiştirilmesini sağlamıştık. Kaset kendisine gösterilince kabul etmek zorunda kaldı. Bu teknolojinin kriz döneminde politikaya yardımlarından biri oldu.

Bu krize damgasını vuran ikinci teknolojik olay ise cep telefonu oldu. O dönemde ülkemizde cep telefonları çok yaygın değildi. Hem telefonlar pahalı hem görüşme ücretleri yüksekti. Kapsama alanı da çok dardı. 62 numaralı bot komutanı hem gözü kara usta bir denizci hem de teknolojiye meraklı bir komutandı. Bodrum ilçe emniyet amiri ile dostluğunu kullanarak başka bir şahsa ait cep telefonunu geçici olarak almayı başarmıştı. Bana telefon ederek numarayı verdi. VHF komuta telsizi ve teleks ile zorlukla sağlanan iletişim en azından bir botla net ve anlaşılır bir yola girmişti. Ben İzmir’deki makam odamdaki PTT telefonu ile 62 Bot Komutanı ile rahatlıkla konuşuyordum. Botun konumuna göre bazen Yunan kapsama alanına girildiğinde iletişim kesiliyordu.

Türkiye, Türk komandolarının da diğer adaya çıkmasına karar vermişti. Türk Donanması bölgeye intikal etmişti. Bütün botlar Deniz Kuvvetleri emrindeydi. Bütün izinler 10 gün önceden kaldırılmıştı. 30 Ocak günü takviyeli alarm ilan edildi. Herhangi bir karşı koymaya misliyle mukabele edilmesi emredildi. 30 Ocak 1996 akşam saat 8 civarında 62 numaralı bot komutanı beni aradı. Türk komandolarının sızma harekâtı ile diğer adaya çıkarılma görevinin kendisine verildiğini bildirdi. Bütün bu haberleşmeleri cep telefonundan yaptığımızı söylememe gerek yok. Karargâhtaki odamda heyecanla bekliyordum. Saat gece yarısını geçmişti. Tam biri on geçe Türk komandolarının Yunan gemilerince fark edilmeden başarı ile adaya çıktığı haberini aldım. Anında Ankara Sahil Güvenlik Komutanını aradım. O da hemen Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kurmay başkanına haber vermiş. Kurmay başkanı bu haberi nasıl aldığını sormuş.

Çünkü henüz kendisine aynı haber ulaşmamış. Sanırım bu olay hem yeni bir teknolojinin hem de bir cep telefonunun askeri harekatta kullanıldığı tarihi bir olay olarak kayıtlara geçebilir.

Ertesi günü ne olduğunu biliyor musunuz?

Bölgedeki ve karargahlardaki bütün generallere ve kritik personele cep telefonu dağıtılmaya başlandı. Alınan dersler ışığında harekatın sona ermesini takiben, Deniz Kuvvetleri dergisi için, Sahil Güvenlik botlarının kriz döneminde kullanılmasına yönelik bir yazı hazırladım. Basılması uygun görülmedi ancak bu anımın çok değerli meslektaşlarımın huzurunda paylaşılmasına izin verildi.'

Bir kamera, bir telefon…

Ve Kardak’ta ismi bilinmeyen onlarca kahraman!

***

Çiçero, aslında geldiğimiz noktayı asırlar önce özetlemişti:

“Herkes hata yapabilir, fakat ahmaklar hatalarına bağlı kalırlar.”

Hatalardan ders çıkarmak gerekiyordu. 1000 yıldan fazladır yaşadığımız son Türk toprağında sonsuza dek yaşamak istiyorsak, Milli Savunma Sanayisine ihtiyacımız vardı!

Aselsan’ın, Havelsan’ın, Roketsan’ın kolonları Kıbrıs sürecinde alınan derslerle çıkıldı.

Bu süreç bize Deniz Savunma Sanayinin kıvılcımını ateşleyen Araştırma Merkezi Komutanlığını (Armerkom), ABD’de eğitim alan ancak bununla yetinmeyerek dünyayı yakından takip eden ve kendini aşan Türk Mühendis yeteneğini kazandırdı.

Bu süreç bize MİLGEM’İ kazandırdı.

Ve ben bu anıları ders çıkaranların öyküsünü gözler önüne sermek için paylaştım.

Deniz Kuvvetlerinin önemini anlatmak için…

Bugün Türk Savunma Sanayi varsa, Deniz Kuvvetlerinin sayesinde!

Bu bir iddia değil. Gerçeğin ta kendisi. Bahriye bu ülkenin 30 sene önünde koşuyor.

Çünkü denizin doğası bu!

Bugün de hala savunma sanayi treninin lokomotifi Türk Deniz Kuvvetleri’dir!

Ve…

Bu sürecin meyvelerinden biri olan “İ” sınıfı fırkateynlerin ilk kaynağını geçen haftalarda yapıldı.

Gönül isterdi ki, sınıfı “İ” değil, “V”:Vatan olsun.

Gemilerin ismi de TCG Amiral Çakmak, TCG Albay Özenalp, TCG Yarbay Tatar olsun.

Şehitlerimiz ait oldukları mavi derinliklerle buluşsun!

Bu sefer yine olmadı ama eminim ki bir gün olacak.

Bu fırkayteyn tamamen milli bir dizayna sahip!

Türkiye dünyada kendi gemisini üretebilen 14 devletten biri!

Peki, geldiğimiz nokta yeterli mi?

Asla!

Türk savunma sanayi an itibariyle teknoloji transfer eden değil, teknoloji yaratan bir sektör olmalı. Savunma sanayinde rota çizen bir kaptan olmalı!

Bunun için gerekli bilgi birikimi var. Yetişmiş mühendisleri var.

Bu gücün üzerine gidilmeli. Deniz Kuvvetlerinin önemi her alanda vurgulanmalı.

Ne demişti ABD Savaş Bakanı Stimson:

'Okyanuslar tanrısı Neptün, onun peygamberi Alfred Mahan ve yeryüzündeki gerçek tek kilise de Amerikan Donanması’dır!'

Donanmanın önemi bundan daha net nasıl anlatılır, bilemedim!

Aksi takdirde…

'Okyanuslar Yüzyılı'nda kurulacak düzende bırakın yer almayı, figüran bile olamayız!"

(Odatv.com)

Sende Yorumla... (Yorumlarda fotoğrafının görünmesini istiyorsan ÜYE OL)
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İMEAK DTO İftarı Büyük Kulüpte Yoğun Katılımla Gerçekleşti
İMEAK DTO İftarı Büyük Kulüpte Yoğun Katılımla Gerçekleşti
Sanmar'ın Haklı Gururu: Dünyanın ilk uzaktan kumandalı ticari gemisi
Sanmar'ın Haklı Gururu: Dünyanın ilk uzaktan kumandalı ticari gemisi