Deniz Emniyet Derneği’ nden Boğaz’a Çözüm Önerisi:...
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

Deniz Emniyet Derneği' nden Boğaz'a Çözüm Önerisi: "Yüzer Gezer Römorkörler"

Türkiye’nin deniz alanları ve Boğazlarında deniz emniyeti ile ilgili çözümler önermeyi amaçlayan Deniz Emniyet Derneği(DEDER), en son meydana gelen VITASPIRIT kazasından alınan dersler ışığında Türk Boğazları için ne gibi ilave tedbirler alınması gerektiği konusunda çözüm önerisini içeren bir açıklama yayınladı.

19 Nisan 2018 - 13:32

Deniz Emniyet Derneğinden Boğaz’a Çözüm Önerisi: “Yüzer-Gezer Römorkörler”

Türkiye’nin deniz alanları ve Boğazlarında deniz emniyeti ile ilgili çözümler önermeyi amaçlayan Deniz Emniyet Derneği, en son meydana gelen VITASPIRIT kazasından alınan dersler ışığında Türk Boğazları için ne gibi ilave tedbirler alınması gerektiği konusunda aşağıda zikredilen çözümü sektör nezdinde tartışma ve değerlendirilmeye açmayı uygun görmüştür.

VITASPIRIT kazasından sonra İstanbul Boğazından geçen gemilerin deniz, can ve mal ve çevre emniyeti açısından oluşturduğu risk bir kez daha görülmüş olup, sıfırlanması mümkün olmasa da, bu riskin tolere edilebilir düzeye getirilmesi için çeşitli öneriler gündeme gelmiştir.

Bu cümleden olmak üzere; diğerleri meyanında Boğazdan sadece belli büyüklükteki gemilerin geçmesi, çift makine daireli gemilerin geçişine izin verilmesi gibi öneriler yapılmıştır.

Bilindiği üzere; İstanbul Boğazında 1994 yılından itibaren ihdas edilmiş olan Trafik Ayırım Şeması yürürlükte olup, trafik ayırım şeritleri içinde seyir güçlüğü çekecek gemilerin boyutları zaten belirlenmiş ve bu durum gerek ulusal gerekse konuyla ilgili Uluslararası Denizcilik Örgütü kural ve tavsiyelerinde yer almıştır.

Gemilerin geçiş esnasında makine arızası, dümen arızası veya manevralarının kısıtlı olmasından kaynaklanan Boğaz içindeki seyir zorluğu yaşadıkları ve bunun sonunda kazaların meydana geldiği ve bu kazaların risk boyutu VITASPIRIT kazası ile ortaya çıkmıştır.

İstanbul Boğazının seyir için risk arz eden keskin dönüşleri, hızlı ve yer yer anaforlar ve girdaplar oluşturan akıntısı yanında bir diğer özelliği de çok derin olması ve derinliğin çoğu yerde sahile kadar devam etmesidir. Öyle ki çoğu yerde sahil şeridi adeta bir duvar gibi yükselmektedir.  Boğazda ortalama derinlik ise altmış metredir. Bunun seyir emniyeti açısından anlamı pek çok bölgede gemilerin bir arıza yaşamaları halinde demir atmalarının çok güç olacağıdır.

Bu nedenle, yukarıda değindiğimiz güçlükleri yaşayan gemilere kısa sürede yetişerek iterek/çekerek yavaşlatılması, durdurulması ve yönlendirilmesini sağlayacak römorkörlerin Boğaz içerisinde belli bölgelere konumlandırılarak yüzer-gezer halde her an müdahaleye hazır bulundurulmaları kazaları engelleyebilecek en etkin çözüm olacaktır.

Bunun için, gemiler açısından;

Geçiş yapan gemilerin mevcut kılavuz kaptan alma tavsiyelerine titizlikle uymaları;

Boğaz girişinde baş ve kıç merkezden hızlı bir şekilde halat alıp buradaki güçlü bir babaya bağlayacak usta gemicileri hazır bulundurmaları

Römorkörler açısından;

Büyükdere , Beykoz, İstinye , Küçüksu  ve Bebek koylarında yüzer gezer halde her an müdahaleye hazır durumda beklemeleri,

Arıza/seyir güçlüğü yaşayan gemiye en yakın iki noktadan gidip  baştan ve kıçtan hızlı bir şekilde halat verip veya alıp gemiye frenleme, yavaşlatma ve yönlendirme yapmaları.

Bu önlemin alınması halinde Boğazdaki mevcut riskin gemilerin kendi iç durumlarından bağımsız olarak dışarıdan müdahale ile azaltılarak kontrol edilebilir bir boyuta gelebileceğine inanıyoruz.

Bu önerimiz gemilerin geçiş esnasında teknik bakımdan mutlaka uygun ve iyi durumda olmalarının esas olduğu ve bunun için bölgesel liman devleti uygulamalarının daha titiz yapılması gerektiği gerçeğini değiştirmez.

Boğazda konuşlandırılacak yüzer-gezer römorkörlerin maliyeti Boğazı kullanan tüm gemiler tarafından ortak olarak karşılanması hakkaniyetli olacaktır.

Basının ve kamuoyumuzun dikkatlerine arz ederiz.

DENİZ EMNİYET DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU

Bu haber 2435 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x