George Bass
SUALTI ARKEOLOJİSİNİN BABASI: GEORGE BASS
Sualtı arkeolojisinin babası olarak anılan George Bass, Türkiye de yaptığı sualtı kazılarıyla dünya tarihinde kabul gören pek çok fikrin değişmesini sağladı.
2010-09-30 Saat 11:57
Bass, yaptığı işin bir bale, bir maç ya da bir senfoniden daha az ya da çok önemli olmadığını düşünüyor ve sualtı arkeolojisinin asıl babasının Peter Throckmorton olduğunu söylüyor.
Arkeolojiye ilgi duymanızı sağlayan şey ne oldu?
Amcam tanınmış bir arkeologdu. Ben altı-yedi yaşlarındayken Indiana Jones gibiydi. Harvard'da lisansüstü öğrencisiydi ve Guatemala ormanlarından birçok ilginç hikâyeyle dönüyordu. Ona tapıyordum ama arkeolog olacağımı düşünmemiştim. Üniversitenin ikinci yılında oldu. İngiltere'de bir yıl geçirdim ve tatilde Sicilya'ya gittim. Kalıntıları gördüm. Roma tiyatrolarını, Yunan tiyatrolarını... Ve aşık oldum. Okuldaki üçüncü yılımda branşımı İngilizceden arkeolojiye çevirdim.
Yani kısaca İtalya'daki deneyiminiz her şeyi başlattı
Doğru, ne olmak istediğime aslında o zaman karar verdim ben. İngiltere'ye döndüğümde kendimi Virginia Woolf, Shakespeare ve Charles Dickens yerine popüler arkeoloji kitapları okurken buldum.
Ailenizin tepkisi ne oldu?
Babam da, büyükbabam da İngilizce profesörüydü. Muhtemelen benim de üçüncü kuşak bir İngilizce profesörü olacağımı düşünüyorlardı ama sorun çıkarmadılar.
Deniz arkeolojisi alanına nasıl girdiniz?
1957 yılında, Ankara Polatlı yakınlarındaki Gordion kazısında, kazının başkanı olan Prof. Rodney Young'ın asistanı olarak çalışıyordum. Çalışmamdan memnun kalmış olmalı ki askere gittikten sonra Pennsylvania Üniversitesi'ne doktora için geri döndüğümde bana şöyle dedi: "Sen Bronz Çağı'yla ilgileniyorsun. Gazeteci bir arkadaşımdan mektup geldi, Bronz Çağı'na ait bir batık bulduğunu söylüyor. Dalış dersleri almaya ne dersin?"
İlk dalış dersiniz nasıldı? O zamanlar dalış teknikleri son derece değişikti.
Hem de nasıl... Daha basitti. 10 dersin sadece altısını tamamladım. Türkiye'ye gitmeden önce sadece bir kere tüplü daldım ve Gelidonya Burnu'nda (Antalya) çalışmaya başlamadan önce sadece açık denizde tek bir dalış yaptım.
1968 ve 1971'de dalış takımlarınızı bir kenara koyarak tekrar karaya döndünüz. Sizi bu kararı almaya ne yöneltti?
O zamanlar birçok uzmana göre, 1969'da dünyadaki en büyük dalış operasyonunu yönetiyordum. Dünyada başka hiç kimsenin, aylar boyunca haftanın altı günü günde iki kere 40 metreye dalan 25 dalgıca sahip olmadığını söylüyordu. Pennsylvania Üniversitesi'nde doçenttim, çalışma için tüm parayı bulmak, malzemeleri almak, çalışanları ayarlamak ve bunların hepsini kendim yapmak zorundaydım. Sekreterim bile yoktu. Bunlarla uğraşmaktan yoruldum ve en sonunda bu işi yapmamaya karar verdim. Bunun yanı sıra, iki ciddi kaza geçirdik. Dalgıçlarımızdan biri vurgun yedi ve neredeyse ölüyordu. Sonra bizimle çalışan birisi, bir berber, tatil gününde sünger avcılarıyla dalmış, basınç odasında kurtarmaya çalışırken öldü. Gerçekten korkunçtu. "Artık böyle bir iş yapmak istemiyorum" diye düşündüm.
Peki, 1972'de tekrar sulara dönmenizin nedeni?
Özlem... Pennsylvania'da Klasik Arkeoloji bölümünün başında bulunan ve beni halefi olarak yetiştiren profesörüm çok üzüldü. Üzerimde 40'lı yaşların huzursuzluğu olduğunu söyledi. Bunun ne anlama geldiğini biliyor musunuz? Biraz araştırdım. 40'lı yaşlara erişince ya eşini ya da işini değiştirirsin, diye bir söylem var. Gauguin'in banker olduğunu ve 40'a ulaşınca ressam olmaya karar verdiğini öğrendim. Benim kararımın böyle bir şeyle ilgisi var mı bilmiyorum ama belki de vardı.
Tarihi bir batığı keşfetmek nasıl bir duygu? Bu gizli hazineleri keşfetmekte ne gibi metotlar kullanılıyor?
Eğer bir batık, herhangi bir açıdan benzersizse böyle bir şeyi bulmak çok heyecan verici oluyor. Çok batık buluyoruz. Bodrum ile Antalya arasında 200'den fazla eski gemi batığı olduğunu biliyoruz. Bir tane daha Bizans batığı bulmak o kadar da heyecan verici değil ama bir Bronz Çağı batığı bulursak bu beni çok heyecanlandırır. Bir keresinde 5. yüzyıla ait bir klasik Yunan gemisi batığı bulduğumuzu zannetmiştik. Keşke gerçek olsaydı. Bir ufak denizaltı kafesinin içinde "Tanrım, gördüklerime inanamıyorum" diye bağırdığım videolar hâlâ duruyor.
Röportajın devamını, National Geographic Türkiye'nin Ekim sayısında okuyabilirsiniz.
RÖPORTAJ: AHMET KAAN ÖZKARAHAN
(1448 Kez Okundu)
arkeoloji,
batık gemi,
gemi,
George Bass,
nationalgeographic,
tekne,
Peter Throckmorton,











Yorumlar
Bu habere henüz yorum bırakılmamış! İlk Yorumu Siz Yapın...TIKLAYIN