KÖŞE YAZARLARI

cahit@istikbal.org
| IMO'DA TÜRK BOĞAZLARI TARTIŞMALARI* | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| IMO'da Türk Boğazları Tartışmalarında Son Kulvar: MSC 71 (*Bu yazı; Türkiye'de ve dünyada ilk denizcilik sitelerinden olan Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Web Sitesinde Haziran 1999 Tarihinde yayınlanmıştır)
IMO MSC Toplantılarında genel olarak şu sıra izleniyor:
MSC 71/22/8 no.lu kağıdı sunan IMPA, IFSMA ve IAIN adına IAIN (Uluslar arası Seyir Enstitüleri Birliği) temsilcisi kağıdın sunuşunu yaptı. Bu kağıtta Türk Boğazlarında kılavuz kaptan alma oranının az olduğu, IMO nun bu konudaki tavsiyesini yenilemesinin yararlı olabileceği, ayrıca TUBRAP sistemine katılımın artmasının da trafiğin daha iyi yönetilebilmesini sağlayacağı belirtiliyor ayrıca Türk Boğazları için IMO gündemine yeni bir güvenlik unsuru “Active Escort Towage” (Aktif Eskort Yadekleme) getiriliyordu. Kağıdın en hassas noktası ise “Türk Boğazlarının bütün gemilerin TSS e uyamadığı dar ve dönüşlü kesimlerinde Colreg Kural 10 dışında başka rotalandırma sistemlerinin uygulanmasının uygun olabileceği” belirtilerek bu bölgeler için yine Ships’ Routeing içinde bir sistem olan “two-way routes” öneriliyordu.Bu kağıt daha sonra çalışma grubunda da temel olarak alındığı için nelerden bahsedildiğini ayrıntılı olarak incelemekte fayda var. MSC 71/22/8 No. lu kağıt şu konuları içeriyordu:
Daha sonra Türkiye adına Dışişleri temsilcisi Haydar Berk MSC 71/22/9 ve MSC 71/22/11 inf sayılı Türkiye’nin kağıtlarını sundu. MSC 71/22/9 no. lu kağıt IMPA, IFSMA ve IAIN tarafından sunulan MSC 71/22/8 no. lu kağıda cevap niteliğinde bir “action paper” idi ve şu görüşlere yer veriliyordu:
Bu kağıtta “action” olarak da genel kurulun bu görüşleri dikkate alması ve kayda geçirmesi isteniyordu. Türkiye’nin sunduğu ikinci kağıt olan MSC 71/22/11.inf kağıdı ise bir bilgi kağıdı (information paper) idi ve Türk Boğazlarındaki kirliliğin çevresel boyutlarını ve deniz canlılarının türlerindeki azalmayı anlatıyordu. ABD'nin gidişatı değiştiren konuşması (Heyet Başkanı Joe Angelo) Daha sonra ABD adına heyet başkanı Angelo söz aldı ve özetle şunları söyledi: “1994 Yılında bu komite Türk Boğazlarında bir güvenlik sorunu olduğunu kabul ederek 63. oturumunda TSS leri ve ekli Kural ve Tavsiyeler’i onayladı. Şimdi beş yıl sonra buradayız ve geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki Türk Boğazları konusunda iki kesin gelişme olmuş: Bunlardan birincisi 1994 ten beri kaza sayısında görülen on kat düşüştür. Öyle sanıyorum ki bu güvenlik konseyi bununla gurur duymalıdır. İkinci önemli gelişme ise şudur: yine 1994 ten beri bu komite Türk Boğazları ile ilgili tartışmalar yapıyor. Bu tartışmalar her şey üzerinde yoğunlaşıyor ancak bir şey hariç: güvenlik. Öyle sanıyorum ki bu da bu güvenlik konseyinin pek gurur duyabileceği bir şey değildir.” Angelo daha sonra MSC 70 te hazırlamakta olduğu raporu tamamlayamamış olan Rotalandırma Çalışma Grubu’ndan hazırlamakta olduğu raporu, bu toplantı için sunulan kağıtları ve Türkiye’nin sunduğu ilave bilgileri de dikkate alarak sonuçlandırılmasını istemeyi önerdi. Ayrıca mevcut sistemin güvenliğe ve deniz çevresiin korunmasına getirdiği avantajları da değerlendirerek, her önerinin artısının ve eksisinin çalışma grubunca ortaya konulmasını ve genel kurulun da bu verilere göre hareket etmesini tavsiye etti. Angelo "...kurulacak modern bir VTS sisteminin Türk Boğazlarında güvenliğe büyük oranda bir katkı sağlayacağına inandığını ve bunun şu anda gündemde olan uygulamadan doğan pek çok soruna da çözüm sağlayacağını" sözlerine ekledi. Amerikan heyetinin bu önerileri bütün ülkeler tarafından kabul edildi. Çalışma grubunun Perşembe sabahı çalışmalarına başlaması kararlaştırıldı. Rotalandırma Çalışma Grubu (Başkan: J. N. F. Lemeijer) Rotalandırma Çalışma Grubu, 20 Mayıs 1999 Perşembe sabahı 0900 da kendisine ayrılan IMO nun 3 numaralı salonunda Kaptan J.N.F.Lemeijer (Hollanda) başkanlığında çalışmalarına başladı. Çalışma Grubundaki Türk Heyeti aşağıdaki 8 kişiden oluşturuldu:
Ayrıca Türkiye’nin IMO daimi temsilcisi Mithat RENDE ile Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Haydar BERK de çalışma grubu toplantılarına zaman zaman katıldılar. Rotalandırma grubuna ayrıca şu ülkeler temsilcileri ile katıldılar:
Aşağıdaki Uluslararası Organizasyonlar ise danışman statüsünde çalışmalara katıldılar. (Bu danışman organizasyonlar her konuda diledikleri zaman söz alıp açıklama yapabiliyorlar ancak oylamalarda oy hakları bulunmuyor. Oy hakkı sadece ülkelere veriliyor.)
Çalışma grubu, NAV 44/14 (5 ve 7 no.lu ekler dahil) MSC 71/22 (Sekreterlik), MSC 71/22/8 (IMPA, IFSMA ve IAIN), MSC 71/22/9 (Türkiye) MSC71/INF.10(Türkiye) ve MSC71/INF.11(Türkiye) no.lu kağıtlar ile Deniz Güvenliği Komitesi’ne ve Seyir Güvenliği (NAV) alt komitesine sunulan ilgili kağıtları da dikkate aldı. Oturumun açılışında grubu yöneten Kaptan Lemeijer, Gemi Rotalandırması hakıında Genel Hükümler Bölüm 3.4 te belirtildiği üzere bir rotalandırma sistemi ile ona ekli “Kurallar ve Tavsiyeler” de dahil olmak üzere yapılacak her türlü değişiklik ve eklemenin ilgili Sahil Devletinin onayını gerektirdiğini hatırlatarak Çalışma Grubunun konular hakkında fikir belirtirken politik tartışmalara girmemesi gerektiğinin ve Ulusal nitelikteki “Türk Boğazlar Tüzüğü” nün burada tartışılmaması gereğinin altını çizdi.
Çalışma grubu zamanın büyük çoğunluğunu bu artılar-eksiler tablosunun hazırlanması için kullandı. Bu nedenle Türk Boğazları için yeni bir rapor hazırlanması çalışmasını tamamlayamadı ve MSC 70/23/ek.1, 12 no.lu taslak kağıt değişmedi. Çalışma grubu yaptığı artılar-eksiler çalışmasında şu tablo üzerinde mutabık kaldı: ARTILAR-EKSİLER RAPORU (Pros-Cons)
Çalışma grubunda bu artılar-eksiler tablosunun hazırlanması uzun tartışmalar sonucunda oldu. Dernek temsilcilerimizin IMPA temsilcisi ile yaptığı görüşmeler sonucu IMPA Türk Boğazlarındaki kılavuzlukla ilgili MSC 70 toplantıları esnasında belirttiği görüşünü tekrarladı. IMPA temsilcisi genelde Geoffrey J. TAYLOR’un yaptığı konuşmalar genelde Türkiye nin tezlerini destekleyici nitelikte idi. Kılavuz kaptan alma oranının düşük olduğunu ve bu oranın yükseltilerek bütün gemilerin bu önemli güvenlik unsurundan faydalanmasının sağlanmasının gerektiğini tekrarladı. Ayrıca “Aktif Eskort Yedekleme” konusuna önem verdi ve bunun İstanbul Boğazı gibi dar ve keskin dönüşleri olan bir yerde gemilerin manevrası için önemli bir avantaj sağlayacağıını, ayrıca aktif eskort romörkörü ile yedeklenen geminin kılavuz kaptan almak zorunluluğunun da doğacağını ve böylelikle en yüksek güvenlikli geçişin sağlanabileceğini ifade etti. Konu hakkında daha fazla bilgi talebi üzerine G.J.Taylor bu romörkörler hakkında ayrıntılı bilgi verdi ve bunların özel üretilmiş romorkörler olduğunu, geminin kıçından halat alarak ikinci bir dümen işlevi gördüğünü anlattı. IAIN (ULUSLARARASI SEYİR ENSTİTÜLERİ BİRLİĞİ) temsilcisi ise Trafik Ayırım Şeritlerinin dar ve keskin dönüşlü yerlerde kaldırılarak buralarda COLREG Kural 10 un sürekli şekilde geçerli kılınması yolunda görüşlerini sürekli tekrarladı. Dernek temsilcileri Kapt. Aykut Erol ve Kapt. Cahit İstikbal teknik konularda bütün üyeleri aydınlatıcı açıklamalarda bulundular ve artılar-eksiler tablosunun hazırlanmasında ve genel politikanın teknik bazda belirlenmesinde aktif katkıda bulundular. Çalışma Grubunda Türk heyetinin sözcüsü Dışişler Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık Genel Md.lüğünden Ersin Erçin idi. Ancak heyetin diğer üyeleri, Nilüfer Oral Cahit İstikbal de gerektiğinde teknik konularda söz aldılar. Çalışma Grubunda bazı ülkeler –Yunanistan, Bulgaristan ve Rusya- Karadeniz’deki veya Marmara’daki bir limandan kalkan ve Türk Boğazlarına varışı 24 saatten az zaman alan gemilerin ilk TUBRAP raporunu vermelerinin imkansız olduğunu belirttiler. Türkiye MSC 71 INF 10 ve MSC 71 INF 11 no.lu kağıtları hakkında bilgi verdi. Bu bilgiler Türk Boğazlarının biyolojik dönüşümü, ekolojik karakteristikleri ve çevresel sorunları ile ilgiliydi. Çalışma grubu verilen bu bilgileri not etti. Çalışma Grubu sonuç olarak şu görüşleri MSC genel kuruluna iletme kararı aldı:
Çalışma Grubu’nun büyük çoğunluğu bu konudaki görüşmelerin artık bitirilmesi gerektiği, tarafların bütün enerji ve çabalarının Türk Boğazlarında TUBRAP sisteminin tam ve etkin bir şekilde çalışması, geçen bütün gemilerin kılavuz kaptan alması ve modern bir VTS sisteminin en kısa zamanda kurulması üzerinde yoğunlaştırılması konusunda fikir birliğine vardılar. Yunanistan ise bu görüşlere katılmadı. Çalışma grubu sonuç olarak Deniz Güvenliği Komitesinden şunları yapması talebinde bulundu:
Böylece Çalışma Grubu bu çalışmasını 4 günlük müzakere sonucunda rapor haline getirdi. Raporun diğer dillere çevrilerek son şeklini alması sekreterliğin bir günlük çalışmasını gerektirdiğinden Deniz Güvenliği 71. Dönem Genel Kurul’a getirilmesi ancak 27 Mayıs 1999 Perşembe günü oldu ve gündem yoğun olduğundan ancak öğleden sonra görüşülebildi. Genel kurul çalışma grubunun isteklerini onayladı, Türkiye’nin VTS konusunda Komiteyi bilgilendirmeye devam etmesini istedi. 1999-2003 arası "sessiz dönem" ve 2003'te Rusya'nın çıkışı Rusya, Boğazlar konusunu uluslararası platforma taşıma yönündeki tutumundan vazgeçmediğini, Haziran 2003'de yapılan IMO MSC 77 toplantılarında göstermişti. Rusya bu tarihte görüşülmek üzere bir kağıt sunarak Türkiye'yi IMO'ya şikayet etmiş ve Türkiye'nin Boğazlar'da uygulamaya soktuğu yeni önlemlerin ve pratik uygulamaların Türkiye'nin dahi hiç bir zaman sunmadığı şekilde ayrıntılı bir listesini vererek, "Türk Hükümeti'nin uyarılarak, Türkiye'nin Boğazlardaki trafiği daha iyi yönetmesinin istenmesi, teknolojideki gelişmelerin bütün avantajlarından yararlanılmasının sağlanması, ve Türkiye'nin Boğazlarda yeni talimatlar yürürlüğe sokmaktan kaçınması konusunda dikkatinin çekilmesini" istemişti. Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün Londra'daki Genel Merkezinde sürmekte olan Deniz Güvenliği Komitesi (MSC) 77. Dönem Toplantıları'nda Rusya'nın Türk Boğazları ile ilgili vermiş olduğu şikayet kağıdı, 5 Haziran Perşembe günü 0930-1000 arasında görüşüldü.Bu satırlarının yazarının da Türk Kılavuz kaptanlar Derneği Genel Sekreteri sıfatıyla içerisinde yer aldığı Türk heyeti, şu isimlerden oluştu: Denizcilik Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcısı Dr.Bekir S. Ustaoğlu, Dışişleri Bakanlığı DHGY D. Bşk. V. Çağatay Erciyes, Büyükelçiliğimiz Uzman Müşaviri Fikret Hakgüden, Büyükelçiliğimiz ikinci katibi ve IMO Daimi Temsilci Yardımcısı Tuğrul Biltekin, DZ.K.K.lığı Dz.Kur.Alb. Hakan Eraydın, Sahil Güvenlik Komutanlığı Dz.Kur.Alb.Mehmet Kırtaş, Denizcilik Müsteşarlığı Daire Başkan Vekili Okay Kılıç, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Tuncay Çehreli ile Salih Orakçı İTÜ Denizcilik Fakültesi Dr.Ali Cömert, İstanbul Bilgi Üniversitesi Dr.Nilüfer Oral, Sahil Güvenlik komutanlığı Mühendis Erkan Ercan.
Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün Londra'daki Genel Merkezinde 28 Mayıs-6 Haziran 2003 Tarihleri arasında yapılan Deniz Güvenliği Komitesi (MSC) 77. Dönem Toplantıları'nda Rusya'nın Türk Boğazları ile ilgili vermiş olduğu şikayet kağıdı, 5 Haziran Perşembe günü 0930-1000 arasında görüşüldü. Toplantıya başkanlık eden ABD Heyetinden Joe ANGELO, kararlı tutumuyla görüşmelerin kısa kesilmesinde etkili oldu. Angelo, görüşmeler sürerken, delegeleri uyararak, “Bu konu, son derece hassas bir konudur. Bölge için de son derece önemlidir. Bu nedenle, kartlarını kaldırarak söz isteyecek ülke temsilcilerinin, bunu yapmadan önce iyi düşünmelerini tavsiye ediyorum” dedi. Bu esnada söz isteyen İtalya delegesine “Hala konuşmak istediğinize emin misiniz?” diyen Angelo, konuyu kısa keseceğini kararlı bir şekilde ortaya koydu. Türk Boğazları ile ilgili görüşmelerde sırasıyla Rusya, Türkiye, İzlanda, Yunanistan, Ukrayna ve İtalya söz aldılar. Rusya, boğazlarda gemi beklemelerinin arttığını belirterek, “Yunan Bayraklı Minerva Symphony adlı tanker geçmek için 238 saat, Rus Bayraklı tanker Mihanik Slouta’nın da 156 saat bekledi, bu durumu normal olarak kabul etmek mümkün değildir” derken; Türkiye, sunduğu bildiride, Türk Boğazlarındaki gecikme ve beklemelerin esas olarak trafik hacmindeki özellikle de tehlikeli madde taşımacılığındaki hızlı artıştan kaynaklandığını vurgulayarak; “Sözkonusu edilen bekleme yapan gemilerin oluşturduğu riski geçiş sırasında oluşabilecek risklerle mukayese etmek mümkün değildir” dedi. Türkiye, ayrıca, VTS sisteminin 1 Temmuz 2002 tarihinde operasyonel test sürecine başlayacağını, Ekim 2003 te de tüm fonksiyonlarıyla devreye gireceğini bildirdi. Söz alan ülkelerden İzlanda ve Yunanistan Rusya tarafından dile getirilen görüşlere sempati ile baktıklarını ifade ederlerken, Ukrayna ve İtalya ise, kurulmakta olan VTS sistemi tamamlandığında durumda iyileşme beklediklerini ifade ettiler. Sonuç olarak; IMO'da Rusya'nın kağıdında yer alan talepleri kabul görmedi. Ancak, Rusya, Boğazlar konusundaki geleneksel destekçisi Yunanistan'dan gördüğü destekle teselli buldu.Türk Heyeti, çok yoğun bir diplomasi trafiğiyle Rusya'nın kağıdının IMO'da yankı bulmasını engelledi. Ayrıca, Türk Heyetince iki gün önce yapılmış bulunan başarılı VTS sunumunun da delegeler üzerinde olumlu etkisi oldu. 6 Haziran Cuma günü açıklanan sonuç raporunda, IMO'nun Türk Boğazlarında yapılan VTS kurulması çalışmalarından dolayı Türkiye'yi takdir ettiği, Türkiye'nin VTS sisteminin kurulmasından sonra deneyimlerin ışığında sistemi gözden geçireceği ve gerekli bilgileri vereceği yönündeki niyetinin de not edildiği ifadesi yer aldı. Böylelikle, IMO, Türk Boğazları konusunu gelecekteki gündemine taşımadı; ancak bunun sinyallerini verdi.
1 Yıl sonra yine Rusya: "VTS iyi çalışmıyor" Üzerinden bir yıl geçmeden Rusya, boğazlar konusunu yeniden IMO gündemine taşımak istedi. 12-21 Mayıs 2004 Tarihleri arasında Londra'da toplanacak olan IMO Deniz Güvenliği Komitesi 78 Dönem Toplantılarına bir kağıt sunan Rusya Federasyonu, Türkiye'nin Boğazlarda uygulamaya soktuğu VTS (Radar) Sisteminin iyi işlemediğini belirterek, Türkiye'nin bu konuda uyarılmasını talep etti. Rusya'nın kağıdı; 5 Mart 2004 Tarihini taşıyordu. "Diğer Konular" (Any Other Business) gündem başlığı altında sunulan kağıt, bir "Bilgi Kağıdı" (Information Paper) değil bir "Eylem Kağıdı" (Action Paper) niteliğini taşıyordu. Yani bu kağıt ile Rusya Federasyonu, IMO'dan bir eylem bekliyordu. Kağıtta 77. Dönem MSC görüşmelerine atıfta bulunan Rusya Federasyonu, Türkiye'nin VTS Sisteminin çalışmasını değerlendirerek sistemi bütünüyle gözden geçireceğini ve IMO'ya bu konuda bilgi vereceğini taahhüt ettiğine değiniyordu. Rusya'nın Boğazlardaki VTS sistemini bütünüyle analiz ettiğine değinilen kağıtta, Boğazlardaki gemi trafiğinin düzenlenmesine yönelik durumda iyileşme olmadığı sonucuna varıldığı belirtiliyordu. Çeşitli gemi gruplarından 414 gemi kaptanı ile bir anket yapıldığı belirtilen kağıtta, 1 Haziran 2003-31 Aralık 2003 Döneminde Karadeniz-Marmara yönünde geçiş yapmak isteyen bir geminin ortalama 23 saat beklemesi gerektiği iddia ediliyordu. Rusya kağıdında ayrıca VTS Tarafından izin verilmemesi nedeniyle meydana gelen gecikmelerin bütün gecikmeler içerisindeki payının %62 olduğu vurgulanarak bu durumun VTS'in etkin çalışmamasının neticesi olduğunu, iyi havalarda bile 16'ya varan sayılarda gemilerin Boğaz girişlerinde beklemeye zorlanmasıyla önemli güvenlik ve emniyet mülahazaları olmaksızın gemicilik şirketlerine ekstra masrafların yüklendiği iddia ediliyordu. Karadeniz girişinde meydana gelen "Strontcy" kazası VTS'nin etkin çalışmamasına örnek olarak gösteriliyor. Rusya Federasyonu; "Karadeniz Boğazlarında" (Özellikle bu tabir kullanılıyor) mevcut durumun daha iyileştirilebileceği iddiasında bulunarak; bunun için VTS operatörlerine ek mesleki eğitim verilmesi gerektiğini, ayrıca ECDIS ve AIS gibi modern teknolojilerin gerek gemilerde gerekse karada kullanılmasıyla birlikte sürekli gemi trafik kontrolü ve gemilere daha iyi bilgi sağlanacağını belirtiyordu.
Rusya, kağıdında IMO'dan eylem olarak "Türk Hükümetinin, gemi trafik yönetimine yönelik işlevsel olarak daha makul ve etkin kuralları, yeni teknolojiler ve VTS operatörlerinin ileri derecede eğitimleri temelinde yürürlüğe koyması için uyarılmasını" talep ediyordu. Aynı Deniz Güvenliği Komitesi'ne Türkiye tarafından da bir kağıt sunulmuştu. Türkiye'nin kağıdı bir bilgi kağıdı, aynı gündem başlığını ve MSC78/INF16 IMO Doküman numarasını taşıyordu. Türkiye kağıdında Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetlerinde uygulamaya başladıktan bugüne kadar yapılan işlemlerle ilgili gene bilgi veriliyordu. Türkiye'nin kağıdında Rusya'nın iddialarına yanıt olacak ve bu iddiaları çürütecek teknik bilgiler yer alıyordu. Örneğin VTS'in devreye girdikten sonra Türk Boğazlarından geçen gemi trafiğinin arttığı; bunun VTS'in devreye girmesinin bir neticesi olmamakla birklikte artan trafikte VTS'in etkin çalışması ve trafiği düzenlemesi neticesinde beklemelerin en aza indirildiği vurgulanıyor. Türkiye'nin kağıdında ayrıca; IMO'nun 827 Numaralı Karar'ında Türk Boğazlarından geçecek tüm gemilere kılavuz kaptan almalarının "kuvvetle tavsiye edildiği" de hatırlatılarak seyir güvenliğinin ancak bu şekilde en yüksek düzeye çıkarılabileceğine işaret ediliyordu. Bu kağıtların tartışılacağı yer ve zaman ise IMO'daki MSC 78 Toplantıları; tarih Mayıs 2004 idi. MSC 78 ve Rusya'nın Kağıdı MSC 78 toplantılarının yapılacağı Mayıs 2004 tarihindeyiz. Yukarıda dğeindiğimiz gibi; MSC 78 toplantılarına Türk Boğazlar ile ilgili iki kağıt sunulmuştu. Bunlardan birisi Rusya tarafından "Diğer Konular" (Any Other Business) gündem başlığı altında sunulan "Eylem Kağıdı" (Action Paper)idi . Yani bu kağıt ile Rusya Federasyonu, IMO'dan bir eylem bekliyordu Kağıtta 77. Dönem MSC görüşmelerine atıfta bulunan Rusya Federasyonu, Türkiye'nin VTS Sisteminin çalışmasını değerlendirerek sistemi bütünüyle gözden geçireceğini ve IMO'ya bu konuda bilgi vereceğini taahhüt ettiğine değiniyordu. Rusya'nın Boğazlardaki VTS sistemini bütünüyle analiz ettiğine değinilen kağıtta, Boğazlardaki gemi trafiğinin düzenlenmesine yönelik durumda iyileşme olmadığı sonucuna varıldığı belirtiliyordu. Çeşitli gemi gruplarından 414 gemi kaptanı ile bir anket yapıldığı belirtilen kağıtta, 1 Haziran 2003-31 Aralık 2003 Döneminde Karadeniz-Marmara yönünde geçiş yapmak isteyen bir geminin ortalama 23 saat beklemesi gerektiği iddia ediliyordu. Rusya kağıdında ayrıca VTS Tarafından izin verilmemesi nedeniyle meydana gelen gecikmelerin bütün gecikmeler içerisindeki payının %62 olduğu vurgulanarak bu durumun VTS'in etkin çalışmamasının neticesi olduğunu, iyi havalarda bile 16'ya varan sayılarda gemilerin Boğaz girişlerinde beklemeye zorlanmasıyla önemli güvenlik ve emniyet mülahazaları olmaksızın gemicilik şirketlerine ekstra masrafların yüklendiği iddia ediliyordu. Karadeniz girişinde meydana gelen "Strontcy" kazası VTS'nin etkin çalışmamasına örnek olarak gösteriliyordu Rusya Federasyonu; "Karadeniz Boğazlarında" mevcut durumun daha iyileştirilebileceği iddiasında bulunarak; bunun için VTS operatörlerine ek mesleki eğitim verilmesi gerektiğini, ayrıca ECDIS ve AIS gibi modern teknolojilerin gerek gemilerde gerekse karada kullanılmasıyla birlikte sürekli gemi trafik kontrolü ve gemilere daha iyi bilgi sağlanacağını belirtiyordu Rusya; ayrıca; Türk VTS operatörlerinin Rusya'daki VTS Merkezlerinde eğitilmeleri için işbirliğine hazır olduğunu da belirtiyordu. Rusya, kağıdında IMO'dan eylem olarak "Türk Hükümetinin, gemi trafik yönetimine yönelik işlevsel olarak daha makul ve etkin kuralları, yeni teknolojiler ve VTS operatörlerinin ileri derecede eğitimleri temelinde yürürlüğe koyması için uyarılmasını" talep ediyordu. MSC 78'e sunulmuş olan Türkiye'nin bilgi kağıdı Rusya ile aynı gündem başlığını (Any Other Business) ve MSC78/INF16 IMO Doküman numarasını taşıyordu. Türkiye kağıdında Türk Boğazları Gemi Trafik Hizmetlerinde uygulamaya başladıktan bugüne kadar yapılan işlemlerle ilgili bilgi veriliyor, ayrıca Rusya'nın iddialarına yanıt olacak ve bu iddiaları çürütecek teknik bilgiler yer alıyordu. Örneğin VTS'in devreye girdikten sonra Türk Boğazlarından geçen gemi trafiğinin arttığı; bunun VTS'in devreye girmesinin bir neticesi olmamakla birilikte artan trafikte VTS'in etkin çalışması ve trafiği düzenlemesi neticesinde beklemelerin en aza indirildiği vurgulanıyordu. Türkiye'nin kağıdında ayrıca; IMO'nun 827 Numaralı Karar'ında Türk Boğazlarından geçecek tüm gemilere kılavuz kaptan almalarının "kuvvetle tavsiye edildiği" de hatırlatılarak seyir güvenliğinin ancak bu şekilde en yüksek düzeye çıkarılabileceğine işaret ediliyordu. IMO Genel Sekreteri Mitropoulos; ilgili tarafları çağırarak itirazları yoksa konunun erteleneceğini bildirdi. Tarafların olumlu görüş bildirmesiyle Türk Boğazları konusu MSC 79'a ertelenmiş oldu. Kulislerde yapılan değerlendirmelerde ise rtelemenin Türkiye'nin lehine mi aleyhine mi olduğu konusunda çeşitli görüşler ileri sürüldü. Ertelemenin aleyhte olduğunu savunan uzmanlar bu görüşlerini "Rusya'nın zaman kazandığı ve Aralık ayında Türkiye'nin kağıdındaki bazı bilgileri de koz olarak kullanarak konuyu baskı aracı olarak kullanacağı ve bu şekilde Türk Boğazları konusunun IMO gündeminde kendiliğinden kalmış olduğu" tezine dayandırırken, lehte olduğu görüşünde olanlar tezlerini "Zaman kazanılması" üzerine dayandırdı. MSC 79'da MSC 78 e sunulmuş olan Türk ve Rus kağıtları ele alınmayacağı, bunların yerine tarafların sunacağı yeni ve güncelleştirilmiş kağıtlar dikkate alınacağı MSC 79 Toplantıları öncesi yapılan kulis değerlendirmeleriydi. IMO Kaynakları yaptıkları resmi olmayan değerlendirmelerde; Türkiye'nin bu kez kağıdı zamanında (12 Hafta öncesinden) sunması ve Önce Türkiye'nin sonra da Rusya'nın kağıtlarını sunmasını beklediklerini söylüyorlardı. MSC 79 TOPLANTILARI
Toplantıda Türkiye Heyeti’ne Denizcilik Müsteşar Yardımcısı Dr. Sıtkı Ustaoğlu başkanlık etti. Türkiye heyeti 11 kişilik uzmanlar grubundan oluştu. Deniz Güvenliği Komitesi 79. Dönem toplantıları 1 Aralık 2004 Çarşamba günü başladı ve 10 Aralık Cuma günü sona erdi. Toplantılara İngiltere’den Tom Allan başkanlık etti. Rusya’nın Türk Boğazları ile ilgili sunduğu şikayet kağıdı, Türkiye’nin sunduğu bilgi kağıdı ile birlikte 9 Aralık Perşembe günü sabah seansında ele alındı. Yaklaşık yarım saat süren Türk Boğazları ile ilgili görüşmelerde sırasıyla Rusya; Türkiye; Yunanistan; Ukrayna; ABD; Rusya (Tekrar) ve Türkiye (Tekrar) söz aldılar. Rusya Delegasyonu ; şikayet kağıdını sunarken aslında o kağıdı yıl başlarında sunduklarını belirterek o zamandan bu yana gelişmeler olduğunu; gerek Türkiye ile ikili gerek diğer taraflarla çok yönlü temaslarda bulunduklarını; Türkiye’nin kurmuş olduğu VTS’nin henüz tam anlamıyla devreye girmemiş olduğunu; Boğazlarda VTS ile birlikte bazı ilerlemeler kaydedilmiş olsa da bunun geliştirilmeye muhtaç olduğunu; ve gemi gecikmelerinin azalmadığının görüldüğünü ifade etti. Rusya ayrıca VTS’nin “her derde deva bir ilaç” olamayacağını da vurgulayarak ilgili bütün tarafların yakın işbirliği içerisinde Boğazlarda seyir koşullarını düzenleyen kurallar dizisini oluşturmaları gerektiğini de söyledi. Daha sonra söz alan Türkiye ise önce VTS uygulamaları ile Türk Boğazlarında seyir, çevre; can ve mal güvenliği konusunda ne gibi ilerlemeler kaydedildiğini belirterek geçiş yapan gemi sayısının ise güvenlikten ödün verilmeksizin iyi yönetimle arttığını anlatan bilgi kâğıdını sundu. Türkiye; Boğazlardan geçen gemilerin riskleri en aza indirmek açısından IMO Kararı ile de tavsiye edilmiş bulunan kılavuzluk hizmetlerinden yararlanmalarının önemini de vurguladı. Rusya’nın iddialarına cevaben ise Türkiye; Türk Boğazları ile ilgili sunulmuş bulunan Rusya kâğıdının önemli yanlışlar içerdiğini anlattı. Rusya’nın kağıdında Türkiye’nin Türk Boğazlarında seyir, çevre can ve mal güvenliğini sağlama yolunda gösterdiği duyarlık ve çabaların göz ardı edildiği de Türkiye’nin Rusya’ya yanıtında yer aldı. Konuyla ilgili söz alan Yunanistan ise Türkiye kağıdında yer alan “Türk Boğazları Türkiye karasuları içerisindedir” ifadesine itiraz etti. Ancak Yunanistan; Türkiye’nin Türk Boğazları ile ilgili IMO’ya bilgi vermesinden duyduğu memnuniyeti de dile getirdi. Yunanistan ayrıca Türkiye’nin Boğazlarda uygulamaya soktuğu sistemin 1936 Montrö Sözleşmesinin serbest ve engellenmeyen seyir ilkesini etkilemeyeceğini umduklarını dile getirdi. Görüşmelerde Yunanistan’dan sonra Ukrayna söz aldı. Ukrayna; Rusya Federasyonu’nun Boğazlardaki gecikmelerle ilgili kaygılarını paylaştıklarını ifade ederek; kendilerinin Boğazlarda devreye giren VTS sisteminin geçişlerdeki gecikmeleri azaltacağını umduklarını ancak bunun tersinin gerçekleştiğini ifade etti. Ukrayna ayrıca Türk Boğazlarındaki VTS’nin ve VTS operatörlerinin etkinliğinin arttırılması gerektiğinin altını çizerek bu noktada Ukrayna’nın deneyimlerinden ve Ukrayna’daki benzetim (simulasyon) merkezlerinden de yararlanılmasını önerdi. ABD’nin görüşleri ise ABD Delegasyonundan önceki sefer Türk Boğazları konusu görüşülürken Deniz Güvenliği Komitesine başkanlık etmiş olan Joe Angelo tarafından sunuldu. ABD; konuyla ilgili bütün tarafların konuya sağduyulu yaklaşmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirerek; Türkiye’nin daha önce Uluslar arası Denizcilik Örgütü’ne vermiş olduğu bilgi verme sözünü tutuyor olmasından dolayı Deniz Güvenliği Komitesinin müteşekkir olması gerektiğini söyledi. Tekrar söz isteyen Rusya Federasyonu ise; kendilerinin gelecek toplantıda bir kağıt daha sunmayı düşünmediklerini belirtti; ancak gerek Türkiye ile ikili yapacakları görüşmelerden gerekse çok taraflı görüşmelerin iyi gitmemesi durumunda konuyu tekrar IMO gündemine taşıma haklarını saklı tuttuklarını vurguladı. Konuyla ilgili son sözü Türkiye söyledi. Türkiye bütün katılımcılara ve özellikle ABD dlegasyonuna olumlu yaklaşımlarından dolayı teşekkür ettikten sonra; kendilerinin konuya açık ve şeffaf bir şekilde ortaya koyduklarını söyledi. Türkiye ayrıca 1936 Montrö Sözleşmesine tam anlamıyla bağlı olduğunu vurgulayarak; Boğazlardaki deniz güvenliği; emniyeti; deniz çevresinin ve insan hayatının korunmasına da aynı önemi verdiklerini belirtti. Türkiye; ayrıca özellikle İstanbul Boğazı’nın 12 milyonluk insanlık mirası bir kentin kalbinden geçtiğinin unutulmaması gerektiğinin altını çizdi. Komite Başkanı Tom Allan; ilgili gündemi kapatırken konuya gösterdikleri olumlu yaklaşımdan dolayı bütün katılımcılara teşekkür etti. Tom Allan ayrıca; Boğazlardan geçen herkesin deniz güvenliği ve çevrenin korunmasına özen göstermesini istedi. Tom Allan; Türkiye’nin pek çok defalar ifade ettiği gibi; Boğazlardaki VTS sisteminin uygulanması ile ilgili IMO’ya bilgi vermeye devam etmesini beklediklerini söyleyerek Türk Boğazları ile ilgili gündemi kapattı. Toplantılar süresince Rusya ve Ukrayna’nın Türk Boğazlarından “Karadeniz Boğazları” şeklinde söz etmeleri Yunanistan’ın ise “Bosporus ve Dardanelles” tanımlamalarını kullanması dikkat çekti. ABD sözcüsü ise “Boğaz” tabirini hiç kullanmadı. Toplantı sonucunda Türk Boğazları konusu bir kez daha IMO gündeminden kalmış oldu. -DEVAM EDECEK- ____________________________________________________________________________________ KULLANILAN KISALTMALARIN AÇILIMLARI IMO: International Maritime Organization: Uluslararası Denizcilik Örgütü MSC: Maritime Safety Committee: Deniz Güvenliği Komitesi COLREG: Collision Regulations: Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü TSS: Traffic Separation Scheme: Trafik Ayırım Şeması VTS: Vessel Traffic Services: Gemi Trafik Hizmetleri TUBRAP: Türk Boğazları Rapor Sistemi |
![]() |
2010-01-22 | Bu yazı | 1937 | kere okundu |
![]() |
![]() |
SON YAZILARI |
YORUMLAR |




Rusya; ayrıca; Türk VTS operatörlerinin Rusya'daki VTS Merkezlerinde eğitilmeleri için işbirliğine hazır olduğunu da belirtiyordu.











FeedBurner
Twitter