![]() |
sitede 63 kiþi var.. |09 Eylül 2010 Perþembe |
Arşiv |
Sitene Ekle |
Editör Giriþi |
RSS |
| Ana Sayfa | Son Dakika | Günün Haberleri | Arþiv | Künye | Ýletiþim |
KÖÞE YAZILARI
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
En Çok OkunanlarBugün
Bu Hafta
Bu Ay
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Yorum Hattý |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KÖÞE YAZARLARI | |
![]() |
Cahit ÝSTÝKBAL
cahit@istikbal.org |
| SOMALÝ KORSANLARI* |
| Geçmiþten Günümüzde Korsanlýk Ticaret gemilerine yönelik korsanlýk olaylarý, 1990’lý yýllardan itibaren özellikle Afrika’nýn Doðu sahilinde yoðunluk kazandý. Saldýrýya uðrayan ve bir kýsmý kaçýrýlan gemiler, korsanlarla çatýþmada hayatýný kaybeden gemiadamlarý haberleri sýkça duyulur oldu. Son 1 yýldýr Türk Bayraklý veya armatörü Türk olan gemilerin de kaçýrýlmaya baþlanmasýyla Türk kamuoyu korsanlýk olaylarýyla daha yakýndan tanýþtý. Sonrasýnda Türkiye’de insanlarýn kafasýnda –haklý olarak- çeþitli soru iþaretleri oluþtu. Bunlardan bazýlarýný sýralarsak;
Bu liste uzatýlabilir. Bu yazýmýzda konularýn ayrýntýlarýna kaçmadan korsanlýk olaylarýyla ilgili kýsa bilgiler sunmaya çalýþacaðýz; konuyu bilenlere hatýrlatmak, sektör dýþýndan okuyucularýmýza da kýsa bir kaynak oluþturmasý amacýyla… Somali’de neler oluyor? Afrika’nýn doðusunda bulunan Somali’nin , üçte biri Aden Körfezi’ne, üçte ikisi Hint Okyanusu’na bakan sahilleri “Afrika’nýn Boynuzu” denilen keskin bir burunla ayrýlýr. Yüzölçümü biraz daha küçük olmakla birlikte Türkiye’ye yakýndýr: 637,657 km2. Buna karþýlýk nüfusu 9 milyonun biraz üstündedir (2007 sayýmýna göre 9,1 Milyon). Baþkent Mogadiþu 2,3 milyon nüfusa sahip. Güneybatýsýnda Kenya, Batýsýnda Etyopya, Kuzeybatýsýnda Cibuti ile komþudur. Ülkenin topraklarýnýn büyük çoðunluðunu susuz platolar oluþturur. Sahilde Mogadishu’dan Kenya sýnýrýna kadar mercan resifleri bulunur. 1960’lý yýllara kadar Ýngiltere ve Ýtalya’nýn sömürgesi olan Somali; baðýmsýzlýðýný kazandýktan sonra Batý’da “kýrsal demokrasiye örnek ülke” olarak gösterilmiþti. Ne var ki; aþiretçilik, aþýrý gelenekçilik ve toplumsal bölünmeler ülkede büyük sorun oluþturuyordu. Somali’nin 2. Baþkaný 1969 yýlýnda cinayete kurban gidince askerler darbe yaparak iktidarý ele geçirdi. Cunta, parlamentoyu kapattý, siyasi partileri yasakladý, anayasa’yý hükümsüz ilan etti. Ülkeyi cuntacýlar idare etmeye baþladý. Cuntacýlarýn sözcüsü, kendisini “Yoldaþ Siad” olarak tanýtan Mohamed Siad Barre idi. Barre, önceleri cuntanýn sözcüsü iken daha sonra diktatörlüðünü ilan etti. “Mogadiþu’ya geldiðimde sadece Ýtalyanlarýn yaptýðý bir yoldan baþka bir þey yoktu. Bir gün beni gönderirseniz Mogadiþu’yu nasýl bulduysam size öyle býrakýrým” diyen sosyalist diktatörün 21 yýllýk iktidarý, bir isyan sonrasý devrilmesiyle son buldu. Yýl 1991. Bu tarihten sonra Somali’de merkezi hükümet bir daha asla otoriteyi saðlayamadý. “Emperyalizm, kendilerine muhtaç olup dilenmemizi, bu yüzden de hep fakir kalmamýzý istiyor, onlara bu fýrsatý vermeyeceðiz, bizi aþiretçilikle bölmelerine izin vermeyeceðiz” diyen Siad Barre’nin ülkesi bugün tam da onun önlemeye çalýþtýðý hale düþmüþ bulunuyor. 2006 yýlýnda aþiret liderleri merkezi bir hükümetin inþasý konusunda anlaþtýklarýnda bu Siad Barre’den sonra 14. Hükümet kurma giriþimiydi; ancak baþarýlý olamadý. 2006 yýlýnda Ýslami Birlik Hareketi, ülkede iktidarý ele geçirdi. Ancak Etyopya ordusundan yardým alan geçici hükümet bu giriþimi bastýrdý; ancak ülkede bundan sonra ýrza geçme, hýrsýzlýk ve haydutluk olaylarý daha da arttý, zaten olmayan düzen tamamen bozuldu. Bugün Somali’de meydana gelen korsanlýk olaylarýný ülkenin içerisinde bulunduðu bu durumla birlikte deðerlendirmek gerekir. Nisbeten idarenin tesis edildiði Puntland bölgesi hariç ülkenin tamamýnda orman kanunlarý hüküm sürüyor. Korsanlýk nedir? Deniz haydutluðu mu korsanlýk mý demeli? BM Deniz Hukuku Sözleþmesi (UNCLOS), 101. Maddesinde korsanlýðý tanýmlar. Buna göre Korsanlýk; özel mülkiyete ait bir deniz aracýnýn mürettebat veya yolcularýnýn kendilerine veya mal varlýklarýna yönelik açýk denizlerde karþýlaþtýðý her türlü yasa dýþý eylem, ele geçirme ve soygun ya da bu iþlerin yapýlmasýný uluslar arasý anlamda kolaylaþtýran veya göz yuman eylemler, korsanlýk olarak adlandýrýlmaktadýr. Yani korsanlýðýn bariz özelliði “açýk denizlerde sularda” yapýlýyor oluþudur. “Açýk Denizler” yine UNCLOS’a göre bir ülkenin karasularý, münhasýr ekonomik bölgesi, veya bir adalar devletinin karasularý dýþýnda kalan deniz alanlarýdýr. Bu deniz alanlarýnda yapýlan soygun, rehin alma, kaçýrma, el koyma vb. gibi olaylar “Korsanlýk” olarak nitelendirilmektedir. Bunun dýþýnda kalan deniz sahalarýnda meydana gelen benzer olaylar ise “Silahlý Soygun” olarak adlandýrýlmaktadýr. Yani IMO Tanýmlamasýna göre “Açýk Denizlerde” meydana gelen soygun veya gemi kaçýrma olaylarý “Korsanlýk”, bir ülkenin hükümranlýðý altýndaki sularda meydana gelen soygun ve/veya gemi kaçýrma olaylarýný “Silahlý Haydutluk” olarak adlandýrmak gerekir. Ancak bu kavramlar üzerinde tam bir mutabakat yok. Korsanlýðýn; “Bir Devlet tarafýndan yürütülmesine müsaade edilen, düþman devletlerin ticaret gemilerinin zorla ele geçirilmesine yönelik bir faaliyet” olduðunu; bunun; “Bir devletin himayesinde olmayan, soygun amaçlý baðýmsýz deniz haydutluðu eylemleri ile karýþtýrýlmamasý gerektiðini” pek çok ciddi kaynak önemle vurguluyor. Devletin onayýyla yürütülen Korsanlýða “Privateering” denilmektedir. “Privateers” Devlet tarafýndan bir yazýlý belgeyle belli bir bölgede faaliyetine izin verilen özel savaþ gemileri olarak tanýmlanabilir. Korsanlýk olarak tanýmlamasý yapýlan “Privatieers” kavramýnýn ortaya çýkýþý 16. Yüzyýldadýr. 1500’lü yýllarýn sonlarýna doðru Ýngiltere’nin Ýspanya’nýn ticari faaliyetlerine zarar vermek üzere yetkilendirdiði çok sayýda “Korsan gemisi” Ýspanya’dan Amerika’ya giden ticaret gemilerine büyük zararlar vermiþ, hatta bu yüzden ilk “Anglo-Sakson Harbi” patlamýþtýr. 1700’lü yýllarýn sonlarýnda Amerikan Devrimi esnasýnda Amerikan Hükümeti çok sayýda ticaret gemisine “Korsan (Privateer)” yetkisi vermiþ; tahminlere göre 55.000 denizci Korsan gemilerinde görev yapmýþtýr. Koloni yönetimleri de Ýngiliz gemilerine saldýrmak üzere Korsanlýk yetkisi vermiþtir. Bu dönemde Amerikalý korsanlarýn yaklaþýk 300 Ýngiliz gemisini ele geçirdikleri bilinmektedir. Piracy olarak bilinen ve Deniz Haydutluðu olarak Türkçe’ye çevrilen eylemde ise; belli bir atanma ile yapýlmayan nispeten baðýmsýz gemi kaçýrma ve soygun olaylarý söz konusudur. “Piracy” sözcüðü etimolojik olarak Latince’deki “Pirata”’dan; ona da kaynaklýk eden eski Yunan’da kullanýlan ve “Haydut” anlamýna gelen “peiratēs” sözcüðünden gelir. Dolayýsýyla “Piracy” sözcüðünü günümüzde her ne kadar “Korsanlýk” sözcüðü ile karýþtýrýlsa da; “Deniz haydutluðu” olarak Türkçe’ye çevirmek sözcüðün gerçek anlamýný yansýtýr. Ancak “Korsanlýk” ile “Deniz haydutluðu” arasýndaki ayrým gerçek yaþamda bu kadar net deðildir. Yapýlan eylem açýsýndan; zorla el koyma hakkýnýn “bir devletin mektubuyla” verilmiþ olmasý sonuçlarý açýsýndan fazla bir anlam ifade etmemektedir. Neticede yapýlan eylem; silahsýz ve kendini savunma gücü olmayan bir ticaret gemisine yapýlan saldýrýdýr. Bu yüzden korsanlýk ile deniz haydutluðu arasýnda ehven-i þer bir iliþki kurmak, 21. Yüzyýlýn etik deðerleriyle bakýlýnca çok olanaklý görülmüyor. Ýlk Korsanlar Hitit Krallýðý’ný yok etmiþti M.Ö. 1800’lü yýllardan itibaren Anadolu’da büyük bir imparatorluk olan Hitit’lerin sonunu getiren korsan saldýrýlarý olmuþtu. Bu büyük medeniyet ve imparatorluk MÖ 1200’lerde birdenbire ortaya çýkan “Sea People” denilen savaþçýlar tarafýndan yok edildi. O kadar ki Hitit’li tarihçiler bu olayý kil tabletlere yazacak zaman bile bulamaz. Bugüne kalan tek belge Mýsýr Firavunu 3. Ramses’tendir: “…birdenbire devletler yýkýlýp daðýldýlar. Hiçbir ülke onlarýn silahlarý karþýsýnda dayanamadý: Hatti, Kizzuwatna, Kargamýþ, Arzawa, Alaþiya…” Hitit tabletlerinde ise Kral Þuppiluliyama’nýn aðzýndan “... çabucak denize ulaþtým, ben, Büyük Kral Þuppiluliyama. Ve benimle Alaþiya gemileri (=Kýbrýs’ý alan düþmanlarýn) denizin ortasýnda üç kez savaþa tutuþtular. Gemileri yakalayýp, denizin ortasýnda ateþe vererek, onlarý yok ettim. Fakat, ben kýyýya dönünce, Alaþiya düþmanlarý sürüler halinde benimle savaþa geldiler ve ben onlarý yendim...” bilgisi vardýr. Ancak sonradan korsanlarýn intikamý acý olmuþtur. Bugün kabul edilen Hititler’in “Deniz Halklarý” ya da “Deniz kavimleri” tarafýndan ortadan kaldýrýldýðýdýr. Hitit Krallýðýný ortadan kaldýran korsan kavimler daha sonra Mýsýr’a da saldýrdýlar. Mýsýr büyük kayba uðramasýna karþýn nisbeten bu saldýrýlara dayanabildi. M.Ö. 1300’lü yýllarda; Yunan etkinliðine direnen Midilli (Lesvos) adasý; Trakya’lý korsanlar için bir cennetti. Finikelilerin de gemileriyle zaman zaman korsanlýða yöneldikleri, ele geçirdikleri erkek ve kadýnlarý kadýnlarý köle olarak sattýklarý bilinmektedir. Korsanlar Jül Sezar’ý esir aldý, fidyeyle býraktý… M.Ö. 1. Yüzyýlda Doðu Akdeniz’de egemen olan korsanlar, Roma Ýmparatorluðuna büyük zararlar vermiþlerdir. M.Ö. 75 yýlýnda Ege Denizinde seyahate çýkan Roma Ýmparatoru Jül Sezar, Kilikyalý korsanlar tarafýndan kaçýrýlarak rehin alýnmýþtý. Korsanlar; Jül Sezar’ýn gemisini ele geçirerek imparator ve maiyetindekileri ellerinde bulundurduklarý Kardak yakýnlarýnda Farmakonisi Adasýna kaçýrdýlar. Korsanlar, Roma Ýmparatorluðundan günümüz parasýyla 20 bin ABD Dolarýna tekabül eden miktarda fidye aldýlar. Jül Sezar; 6 Hafta süren esareti boyunca korsanlarla iyi iliþkiler kurdu. Onlarla birlikte spor yaptý, oyunlarýna katýldý, hatta onlara kendilerini kaçýrdýklarý için asýlabileceklerini de söyledi. Fidye ödendikten sonra serbest kalan ve korsanlarca Milet yakýnlarýnda anakaraya çýkartýlan Jül Sezar’ýn ilk iþi, savaþ gemileriyle geri dönüp kendisini kaçýran tüm korsanlarý yakalamak oldu. Korsanlarýn hepsi yakalanarak Bergama’ya götürüldü, burada çarmýha gerilerek idam edildiler. Romalýlar bu tarihten sonra korsanlýkla etkin bir þekilde mücadele ettiler. Kuzey Afrika’da Korsanlýk Orta ve yakýn çaðlarda Kuzey Afrika’da hüküm süren Berberi korsanlarýn bir kýsmý “Privatieers” yani bir izinle bu iþi yapanlar, bir kýsmý da deniz haydutlarýydý. Berberi Sahilleri denilen Tunus, Tripoli, Cezayir ve Fas sahillerini içeren Batý Akdeniz’deki ticaret filolarýna göz açtýrmýyorlardý. Saldýrdýklarý gemiler Haçlý Seferlerine giden veya Afrika’yý dolaþýp Uzak Doðu’ya sefer yapan ticaret gemileriydi. 19. Yüzyýla kadar süren bu saldýrýlar yüzünden Ýtalya’nýn ve Ýspanya’nýn sahil kasabalarý ve þehirleri neredeyse boþalýrken, Akdeniz’in dýþýna taþan Berberi korsanlar saldýrý alanlarýný Ýzlanda’ya kadar geniþlettiler. Robert Davis’e göre 16. Ve 19. Yüzyýllar arasýnda yaklaþýk 1 milyon 250 bin Avrupalý, Korsanlarca ele geçirilip köle olarak Kuzey Afrýka’da ve Osmanlý Ýmparatorluðu’na satýldý. Akdeniz’de kuþ uçurtmayan korsanlar arasýnda en ünlüleri Barbarossa, Turgut Reis, Kurtoðlu Muslihittin Reis, Kemal Reis, Salih Reis ve Koca Murat Reis idi. ABD Yüksek Mahkemesinin, yakaladýklarý Berberi korsanlara “savaþ suçlusu” muamelesi yapmasý; o dönem Kuzey Afrika ve Akdeniz’de yapýlan korsanlýðýn bugünkü anlamda “Deniz haydutluðu” deðil; “Ýzinli korsanlýk” yani “Privatieering” olduðunu-hukuksal anlamda-ortaya koyuyor. Günümüzde korsanlýk Daha önceden de deðindiðimiz gibi; günümüzde bir devletin ticaret gemilerine saldýrmasý için bir özel gruba “ruhsat” vermesi söz konusu olamaz. Bu nedenle 16. Yüzyýldaki anlamýyla korsanlýktan bugün söz etmemiz mümkün deðildir. Günümüzde korsanlýk, daha çok uluslar arasý sularda gemilere yapýlan soygun, kaçýrma ve rehin alma amaçlý giriþimler anlamýnda kullanýlmaktadýr. Günümüzde denizlerde yapýlan korsanlýðýn yýlda yaklaþýk 15 milyar ABD dolarý tutarýnda bir ekonomik kayba neden olduðu tahmin edilmektedir. ABD Sahil Güvenlik Teþkilatý ve ABD Donanmasý, Karayip Denizindeki korsanlýk olaylarýný hemen hemen tamamen ortadan kaldýrmýþtýr. Ancak özellikle Afrika’nýn Doðu sahilleri ve Aden Körfezi baþta olmak üzere korsanlýk, 1995 yýlýndan bu yana artan bir ivmeyle, denizcilerin korkulu rüyasý olmaya devam etmektedir. Uluslar arasý Denizcilik Bürosu kayýtlarýna göre 2006 yýlýnda dünya genelinde 239 korsan saldýrýsý gerçekleþti. Bu saldýrýlarda 77 mürettebat kaçýrýldý, 188 esir alýndý. 15 kiþi saldýrýlarda yaþamýný yitirdi. 2007 yýlýnda korsan saldýrýlarý %10 oranýnda artarak 263’e çýktý. Ateþli silah kullanýlan saldýrýlarýn oranýnda ise %35’lik bir artýþ oldu. Saldýrýlarda yaralanan mürettebat sayýsý 2006 yýlýnda 17 iken; bu sayý 2007 yýlýnda 64’e fýrladý. 2009 yýlýnýn ilk dokuz ayýnda ise 2008 yýlýnýn toplamýndan daha fazla korsan saldýrýsý gerçekleþti. 2008 yýlýnda 293 korsan saldýrýsý gerçekleþirken bu sayý 2009’un ilk 9 ayýnda 306 oldu. Korsanlar, 114 saldýrýda gemiye çýkmaya muvaffak oldular; çýktýklarý gemilerden 34’ünü de kaçýrmayý baþardýlar. Ateþli silahlarla yapýlan saldýrý sayýsý da 2008’de 76 iken bu sayý 2009’un ilk dokuz ayýnda 176’ya yükseldi. Kaçýrýlan Türk Gemileri Türk gemileri çeþitli korsan saldýrýlarýna maruz kalmakla beraber, 1 yýl öncesine kadar hiçbirisi kaçýrýlmamýþtý. Kaçýrýlan ilk Türk Gemisi, Panama Bayraklý Yasa Neslihan gemisi oldu. 29 Ekim 2008 günü 20 kiþilik Türk mürettebatý ile kaçýrýlan YASA Neslihan gemisi yaklaþýk 70 günlük esaretten sonra, fidyenin ödenmesi üzerine 6 Ocak 2009’da serbest býrakýldý. Türk Kamuoyu daha bu olayýn þokunu atlatamamýþken, 12 Kasým 2008 tarihinde bu kez Türk Bayraklý bir gemi; kimyasal tanker M/T Karagöl kaçýrýldý. 14 kiþilik mürettebatý bulunan gemi; korsanlardan kaçmak için yarým saatten fazla uðraþ vermiþ; Kaptan Mümtaz Temeltaþ; makineli tüfek atýþý altýnda yaptýðý manevralarla dalgalar yaratarak korsan teknelerinden birini batýrmayý baþarmýþtý. Ancak borda yüksekliðinin fazla olmamasýndan yararlanan korsanlar yine de gemiye çýkarak ele geçirmeyi baþardýlar. Karagöl Gemisi; fidye ödenmesi üzerine 13 Ocak 2009 tarihinde korsanlarca serbest býrakýldý. 16 Aralýk 2008 günü ise bu kez Antigua&Barbuda bayraklý, armatörü Türk olan Bosphorus Prodigy adlý gemi kaçýrýldý. 100 Metre boyundaki Konteyner gemisi Aden Körfezinde kaçýrýldý. Korsanlar, içerisinde 3’ü Türk, 8’i Ukraynalý olmak üzere 11 kiþilik mürettebat bulunan gemiyi 2 Þubat 2009 Tarihinde serbest býraktýlar. 19 Þubat 2009 Tarihinde bu kez Türk Bayraklý Ulusoy 6 adlý gemi Aden Körfezinde korsan saldýrýsýna uðradý. Yakýnda bulunan Türk Deniz Kuvvetlerine ait savaþ gemisi TCG Giresun’dan zamanýnda havalanan helikopter korsan saldýrýsýný püskürttü. 8 Temmuz 2009 tarihinde ise kaçýrýlan Türk Bayraklý gemileri içerisinde en medyatik olaný, Horizon 1 gemisi kaçýrýldý. Gemide bir bayan güverte zabitinin olmasýnýn medyanýn ilgisini daha da arttýrdýðý Horizon 1 gemisi; 23 kiþilik mürettebatýyla birlikte Aden Körfezinde seyir halindeyken kaçýrýldýktan sonra önce Hordio Limaný’na daha sonra da Eyl Limaný’na götürüldü. Gemi, 2 Miyon 750 bin ABD Dolarý tutarýndaki fidyenin ödenmesiyle 5 Ekim 2009 Tarihinde serbest kaldý. Korsanlarýn ideolojisi var mý? Korsanlýk; kolay yoldan para kazanmak üzere, daha çok baþka çaresi olmayan insanlarýn baþvurduðu suç mekanizmasýdýr. Ancak; Somali Korsanlarý ayrýcalýklý olarak kendilerine ideolojik bir mazeret bulma lüksüne sahipler. New York Times gazetesinin röportaj yaptýðý bir Somali korsaný; “Biz deniz haydudu deðiliz. Deniz haydudu olanlar asýl denizlerimizde balýðý bitirenler, atýklarýný denizlerimize býrakanlar ve denizlerimizde silah taþýmacýlýðý yapanlardýr. Biz kendimizi haydut olarak deðil sahillerimizi koruyan Sahil Güvenlikçiler olarak görüyoruz” demiþtir. Bu sözlerde gerçeklik payý yok deðil. 1991 yýlýnda Siad Barre rejimi devrildikten sonra sahipsiz kalan Somali Karasularý, yabancý balýkçýlarýn istilasýna uðramýþ. Özellikle orkinos balýðý açýsýndan zengin olan bu sular, kontrolsüz avcýlýk sebebiyle kurutulmuþ. Somali’deki korsanlýk olaylarýnýn bu denli artmasýnda Somali sularýnda balýkçýlýðýn bitmesini önemli bir neden gösterenler az deðil. Bunlarýn baþýnda bizzat Somali’li korsanlar geliyor. Korsanlarýn profili, þoklukla eski balýkçýlardan ve eski Sahil Güvenlik mensuplarýndan oluþuyor. Genellikle 20-35 yaþ arasýnda olan korsanlar iyi kazanýyor ve sýradan nüfusa oranla çok zengin bir yaþam sürüyorlar. Somali’de çeþitli gruplara bölünmüþ yaklaþýk 1100 korsanýn bulunduðu tahmin ediliyor. Dünyanýn denizden taþýna petrolün %30’unun geçtiði; her yýl 20 bin civarýnda geminin seyir yaptýðý Aden Körfezi uluslar arasý bir deniz gücü tarafýndan korunmaya çalýþýlýyor. Somali’li korsanlar; Batý’lýlarýn nükleer atýklarýný getirip kendi denizlerine döktüklerinden þikayetçiler. Ülkede 20 yýla yakýn devam eden iç karýþýklýðý fýrsat bilen bazý fýrsatçýlar yükledikleri nükller atýklardan kurtulmanýn masrafsýz yolunu bulmuþlar: Somali sahillerine býrakmak! Bir zamanlar bizim Karadeniz sahillerimizde olduðu gibi, Somali sahillerinde toksik atýk hatta nükleer atýk dolu varillerin vurduðu Birleþmiþ Milletler gözlemcileri tarafýndan da doðrulanmýþ durumda. BM Çevre Programý Sözcüsü Nick Nuttall; El Cezire televizyonuna yaptýðý bir açýklamada; Somali’nin 1990’lý yýllardan itibaren özellikle Avrupalý özel þirketlerce tehlikeli atýk döküm yeri gibi kullanýldýðýný belirtti. Avrupa’da 1000 ABD Dolarý olan ton baþýna atýk döküm maliyeti, söz konusu Somali olunca 2,5 ABD Dolarýna kadar düþüyor. Bu da Avrupalý firmalarý, atýklarý yüksek fiyata toplayarak Somali’ye dökme konusunda teþvik ediyor. Tabii ki buna da “kapitalizmin korsanlýðý” denilebilir. Dökülen atýklar arasýnda kurþun, cýva ve kadmiyum gibi aðýr metaller, hatta radyoaktif madde olan uranyum dahi var. Endüstriyel atýklar, hastane atýklarý ve kimyasal atýklar-Avrupa’nýn bütün pisliði Somali denizlerine gömülmüþ. 2004 yýlýnda meydana gelen büyük depremde, tsunami dalgalarýnýn etkisiyle bu variller sahile vurmuþ. Variller yüzünden sahil kesiminde çok sayýda insanýn hastalandýðý ve öldüðü ifade ediliyor. Somali’li korsanlar kendilerine böyle bir ideolojik “gerekçe” bulmuþlar. Ýç karýþýklýklardan fýrsat bulan Batý’nýn balýklarýný tüketmesi, sularýný nükleer atýk mezarlýðýna çevirmesi nedeniyle onlar da “Batý’nýn gemilerini” kaçýrýyorlar. Tabii kurunun yanýnda yaþ da yanýyor.Bu þekliyle Somali’li korsanlar, her ne kadar bir Devlet tarafýndan görevlendirilmemiþ olsalar da, kendilerini “deniz haydudu” olmaktan çok çok, 21. Yüzyýl “privatieers” leri olarak görüyorlar. Ýdeolojik gerekçe her ne olursa olsun; savunmasýz bir gemiyi kaçýrýp içindeki mürettebatý alýkoymanýn kabul edilebilir bir tarafý yok. Komplo teorileri: Korsanlýða ABD Göz yumuyor! Dünya petrolünün %30’unun taþýndýðý Aden Körfezi’nin, bölgede devriye gezen onca savaþ gemisine raðmen, korsan teknelerinden bir türlü temizlenememesi, bazý komplo teorilerinin de üretilmesine neden oldu. Bunlardan en baþta geleni; ABD’nin Somali korsanlarýnýn faaliyetlerine bilerek göz yumduðu, çünkü gelecekte bunu ülkeye müdahale için bir gerekçe olarak kullanacaðý þeklinde ifade edilen teori. Bu teoriye inananlar, ABD’nin korsanlýk olaylarýný mazeret olarak kullanýp Bab-ül Mendep’e ve Aden Körfezi’ne asker göndereceðini, bu suretle Kýzýldeniz’in kontrolünü ele geçirme amacýnda olduðunu ileri sürüyorlar. Onlara göre, Somali’deki korsanlýk olaylarý ABD’nin bir tertibi; hatta korsanlar bizzat ABD tarafýndan eðitiliyorlar. Asýl amaç korsanlýkla mücadele ediliyor bahanesiyle Kýzýldeniz’de çok sayýda savaþ gemisi bulundurmak ve bu bölgeyi “uluslararasý bir deniz alaný” haline getirmek. Korsanlarca kaçýrýlan Hansa Stavanger adlý gemiye Almanya’nýn seçkin komando timi GSG 9’lar tarafýndan yapýlacak baskýna ABD Yönetiminin izin vermemesi komplo teorilerine destek olsa da; korsanlýða ABD’nin göz yumduðunun bir komplo teorisinden öteye geçmesi için çok daha fazla kanýta gereksinim vardýr. Aden Körfezinde korsanlýðýn önüne bir türlü geçilememesinin, hatta güvenlik koridoru içerisinden gemilerin kaçýrýlabilmesinin arkasýnda, denizde korsan teknesini diðer teknelerden ayýrt etmenin ve oldukça geniþ bir deniz alanýnda çok sayýdaki ticaret gemisini kontrol etmenin güçlüðü gibi teknik nedenler bulunduðuna inanmak için daha fazla gerekçe bulunmaktadýr. Türk Savaþ Gemileri bölgede 16 Aralýk 2008 tarihli 1851 sayýlý BM kararý ile; Somali’deki korsanlýk olaylarýyla mücadele için ABD Baþkanlýðýnda 24 ülkeden oluþan bir uluslar arasý temas grubu oluþturuldu. Ýçinde Türkiye’nin de yer aldýðý bu temas grubu; Aden Körfezi’ne uluslar arasý deniz gücü gönderilmesi kararýný uygulamaya koydu. Türkiye de, TBMM’de onaylanan bir Hükümet tezkeresi ile;Aden Körfezinde oluþturulacak uluslar arasý deniz gücüne bir fýrkateyn ile katýlma kararý aldý. Ýlk olarak geliþmiþ elektronik entegrasyon sistemi GENESIS ile donatýlmýþ firkateynlerimizden TCG Giresun, Þubat 2009 ayý içerisinde bölgeye gönderildi. Görev Kuvveti 151 Komutaný Taktik Komutasýnda, Aden Körfezi, Somali açýklarý ve Arap Denizi’nde deniz haydutluðu ile mücadele eden TCG Giresun, 17 Þubat 2009 tarihinden itibaren bölgede yürüttüðü görevini 18 Haziran 2009 tarihinde Cibuti’de TCG Gaziantep’e devretti. 19 Haziran 2009’da TCG Gediz firkateyninin de bölgeye intikal etmesiyle Türk Deniz Kuvvetleri`nin Aden Körfezi, Somali açýklarý ve mücavir bölgelerde deniz haydutluðu ve silahlý soygunculukla mücadeleye katkýsý 2 firkateyne çýktý. ürk Savaþ Gemileri, bölgede yaptýklarý devriye görevleri esnasýnda korsanlarla sýcak temas da kurdular ve pek çok korsanlarýn saldýrdýklarý bir çok geminin kaçýrýlmasýný yaptýklarý müdahalelerle önlediler. Horizon 1 gemisinin kaçýrýlmasýnda baþka bir refakat görevi nedeniyle müdahale edemeyen TCG Gediz fýrkateyni, daha sonra gemiyi Eyl Limanýna kadar takip etti. TCG Gediz, Horizon-1’in korsanlarca serbest býrakýlmasýndan sonra da, gemiye refakat ederek Kýzýldeniz’e güvenlik içerisinde ulaþmasýný saðladý. Horizon 1 Mürettebatý Türkiye’ye döndüklerinde her biri bu refakatin kendileri için en büyük moral destek olduðunu ifade ettiler. Ülkemizin Deniz Kuvvetlerinin bu bölgede baþarýyla görev yapmasý Türk Milleti olarak bizleri gururlandýrdý. Korsan teknesiyle karþýlaþan kaptan, ne yapmalý? Geçtiðimiz yýl sonu kaçýrýlan Karagöl gemisinin kaptaný Mümtaz Temeltaþ; gemisine saldýran iki korsan teknesini yaptýðý manevralarla uzun süre uðraþtýrmýþtý. Temeltaþ; “gemisini tam yola çýkardýðýný, dümeni bir sancak bir iskeleye basarak geminin ani hareketleriyle çýkardýðý dalgalardan korsan teknelerinden birini batýrdýðýný” anlatmýþtý. Tabii ki bunun bedeli kýzan korsanlarýn gemiyi yaylým ateþine tutmalarý olmuþ. Ancak yine de Mümtaz Kaptan; “Eðer bizde de kendimizi savunacak silah olsaydý, kesinlikle bunlara teslim olmazdýk” diyordu. Gemilere silah verilmesi veya silahlý adamlar konulmasý, korsanlýða karþý akla gelen çözümlerden birisi. Bunu yapan denizcilik þirketleri de var. Ancak; bu genelde kabul gören bir tavsiye deðil. Gemide silah bulundurulmasýnýn korsanlara karþý caydýrýcý etkisinin olacaðý doðru olsa da; gemide silah bulundurulmasý, gerek varacaðý limanla ilgili gerekse geminin içerisindeki düzenle ilgili sakýncalarý nedeniyle tercih edilen bir çözüm deðil. Onun yerine denizcilik þirketleri daha çok, Uzak Doðu rotalarýnda Süveyþ Kanalý’ndan geçmek yerine; Ümit Burnu’nu dolaþmayý tercih ediyorlar. Bu nedenle Mýsýr’ýn kanal geçiþlerinde azalma var ve Mýsýr maddi kayba uðruyor. Korsanlardan korunmak için geminin kendi baþýna ne yapabileceði konusunda her gemi kaptaný gemisinin özelliklerine göre bir plan yapmalý. Bu planý yaparken gemisinin hýzýný, borda yüksekliðini göz önünde bulundurmalý. Plan geminin varacaðý deniz alanýna gidiþ rotasýný da içermeli çünkü korsanlardan korunmanýn en iyi yolu þüphesiz onlara hiç görünmemektir. Eðer geminin Somali sahilinden geçmesi kaçýnýlmaz ise, gemi kaptaný mümkün olduðunca sahilden açýk bir rota çizmelidir. Ayný zamanda bu bölgeden geçerken gemisini azami hýza çýkarmalýdýr. Korsanlarýn sahilden 200 mil açýk geçen gemilere saldýrdýklarý da olmuþtur; bu nedenle açýk geçmenin kesin çözüm olmadýðý düþünülebilir, ancak riski çok azaltacaktýr. Çünkü korsanlarýn “mother ship” dedikleri büyük tekneleri olsa da, sahilden çok açýktaki gemilere saldýrý düzenlemeleri nisbeten çok daha zordur. Korsanlar saldýracaklarý gemiye yaklaþtýklarýnda, bu teknenin bordasýnda hazýr bulundurulan “skif” denilen küçük kýçtan motor takmalý hýzlý teknelerle hedef gemiye hareket etmekte, gemiye aborda olarak attýklarý kancalarla týrmanmaktadýrlar. Zamanýnda önlem alabilmesi için geminin sürekli olarak iyi gözcülük yapmasý ve korsan teknelerini erken safhada belirlemesi gerekir. Yaklaþan tekneler görüldüðünde gemi mümkün olan en yüksek sürate çýkarýlmalýdýr. Tekneler yaklaþtýklarýnda dümen manevralarýyla dalgalar yaratýlmaya çalýþmak hem küçük tekneleri zor durumda býrakacak, hem de geminin bordasýna rahatça aborda olmalarýný engelleyecektir. Ayrýca bu manevralarla gemi zaman da kazanacaðýndan, küçük yakýt tankýna sahip teknelerin saf dýþý kalmalarý da söz konusu olabilecektir. Korsanlar saldýrýlarýný hep gündüz vakti gerçekleþtirmektedirler. Bu nedenle eðer mümkün olabilecekse alýnan son raporlara göre korsan riskinin en yoðun olduðu bölgelerden mümkünse gece geçilmelidir. Yapýlmasý gerekenler bakýmýndan Uluslar arasý Denizcilik Örgütü (IMO) da bir rehber yayýnlamýþtýr. 23 Haziran 2009 Tarihinde 1334 sayýlý MSC Sirküleri olarak yayýnlanan bu rehberde; þu önlemlerin alýnmasý tavsiye edilmektedir: 1- Gemide büyük miktarda nakit para taþýmayýn: Geminin kasasý korsanlar için her zaman çekici olmaktadýr. 2- AIS’in kapatýlmasý: Bu bir önlem olabilir, ancak yardýma gelecek gemilerin de AIS bilgilerinizi göremeyeceðini hesaba katýn. 3- Mürettebat limanda aðzýný sýký tutsun: Geminin yapacaðý seferle ilgili yükleme limanýnda mürettebatýn etrafta konuþmasý sakýncalý olabilir. Korsanlarýn her yerde kulaðý var. 4- Mürettebat sayýsýnýn azlýðý: Gemilerde mürettebat sayýsý günümüzde oldukça azalmýþtýr ve bu da korsanlarýn iþini kolaylaþtýrmaktadýr. Riskli bölgelerden geçerken az sayýdaki mürettebatla uzun süreler gözetleme iþi yapmak olanaklý olmayabilir. Armatörler bu iþi yapmak için yardýmcý elektronik araçlarý gemiye temin etmelidir. 5- Rapor edin: Korsan teknelerini belirlediðinizde ve geminize saldýrý riski olduðunda en yakýn Kurtarma Koordinasyon Merkezi’ne (RCC) ve/veya Uluslar arasý Denizcilik Bürosu (IMB) temas numaralarýna bilgi verin. Mesaj INMARSAT baþta olmak üzere uygun gördüðünüz haberleþme araçlarýyla, “PAN PAN” Urgent Message” “All Stations” kodlarýyla verilmelidir. 7- Hortumla su sýkýlmasý: Korsanlar gemiye týrmanmaya çalýþýrlarken üzerlerine tazyikli su sýkýlmasý önleyici olabilir. IMO Belgesine göre, bütün önleyici çalýþmalara raðmen korsanlarýn gemiye çýkýþýnýn engellenemediði anlaþýlýrsa, tüm mürettebat güvenlik mevkilerine geçmelidir. Bu esnada civar gemilerin görebilmesi için ses ve ýþýk sinyallerine devam edilmeli, gemideki bütün sesli alarm sistemleri devreye sokulmalýdýr. Korsanlara esir düþen gemiadamlarý ne yapmalý? Bu konuda yukarýda deðindiðimiz MSC Sirkülerinin ekinde de yer alan BM Kýlavuzu vardýr. Bu kýlavuz rehin alýnan kiþinin ne yapmasý gerektiðiyle ilgili tavsiyelerde bulunmaktadýr. Rehbere göre, rehin alýndýktan sonraki ilk 15-45 dakika arasý “en tehlikeli” dönemdir. Esir alan kiþiler, “dövüþme ile kaçma” arasýnda tepkisel bir durumdadýrlar, esir alýnan kiþinin yapmasý gereken ise yaþamýný sürdürmeye çalýþmak olmalýdýr. Esir alýnan kiþinin ilk anda duyduðu tedirginlik durumunu kavramaya baþlamasýyla azalacaktýr. Yapýlacak en iyi þey; kahramanlýk etmeye çalýþmamak, delikanlýlýk taslamamak ve durumu kabullenmektir. Deneyimler esir alýndýðýnda sertlik gösteren kiþilerin pasif davrananlara oranla daha yüksek risk altýna girdiklerini göstermektedir. Rehinelerin korsanlarýn dediklerine itaat etmeleri, bunu yaparken söylediklerine olduðu kadar vücut dillerine de özen göstermeleri önemlidir. Sorulan sorulara kýsa ve basit cevaplar verilmelidir. Daha çok dinlemeli tartýþmaya giriþilmemelidir. Korsanlara öneride bulunurken dikkatli olmalý, öneri sonrasý korsanlarýn istemediði bir durum ortaya çýkarsa sorumlu arayacaklarý unutulmamalýdýr. Korsanlara esir düþen gemiadamlarýnýn çevresinde olup bitenlere çok kafa yormayan bir görüntü vermeleri, vakitlerini mümkünse uyuyarak ve kitap okuyarak geçirmeleri onlarý psikolojik olarak bulunduklarý ortamdan uzaklaþtýracaktýr. Bu dönemde “pozitif düþünmek” akýl saðlýðýnýn korunmasý açýsýndan önemlidir. Günlük egzersizler yapmak, bir program oluþturarak buna uymak yine yararlý olacaktýr. Ýþtah azalmasý esir düþmelerde sýk rastlanýlan bir durumdur. Ancak en azýndan su içmeye çalýþýlmalý vücudun güçlü kalmasý gerektiði unutulmamalýdýr. Korsanlara karþý, daha sonra bunun hesabýnýn sorulacaðý türünden yaklaþýmlara girilmemelidir. Gemideki korsanlara güvenlik güçlerinin bir operasyon yapmasý durumunda, yere yatmalý ve eller baþýn arkasýnda birleþtirilmelidir. Uygun fýrsatta gemiadamý kendisini tanýtmalýdýr. Korsanlardan kurtulan gemiadamýnýn durumu Korsanlarýn elinde kalma süresi 2 aydan az olmamaktadýr. Genellikle bu durum korsanlarýn elinde uzun süre kalan gemiadamlarýnda bir travma yaratmaktadýr. Yine BM Rehberinde belirtildiðine göre, rehineler kurtulduktan sonra hikayelerini bütün detaylarýyla anlatma ihtiyacý duyarlar. Korsandan kurtulan rehinelerin ruhsal sorunlarý hemen ortaya çýkmayabilir. Bazen aylar sonra bu sorunlar baþ gösterebilir. Ne olursa olsun, olay sonrasý rehinelerin ruhsal durumunun yeniden düzene girmesi yavaþ ilerleyen sabýr ve anlayýþ gerektiren bir iþlemdir. Kiþinin anormal bir olaya normal tepki vermeye baþladýðý ve normal bir insan olduðunu hissettiði an iyileþme süreci baþlayabilir. |
![]() |
2009-12-02 | Bu yazý | 459 | kere okundu |
![]() |
![]() |
SON YAZILARI |
| Ýstanbul Boðazý ve PSSA Kýlavuz Kaptan Çarmýh Emniyeti Gemi Ýnþa Sektörü Nasýl Kurtulur? IMO'da Türk Boðazlarý Tartýþmalarý* Somali Korsanlarý* Bollard Pull Nedir, Nasýl Hesaplanýr HES'ler derelerin güzelliðini mahvetti.... Roosevelt yaþasaydý buna izin vermezdi... EMPA Antalya Kongresi ve Bakan Yýldýrým Meslektaþým Fahrettin Aksu'nun Ardýndan.... |
YORUMLAR
orhan seszgin 2010-01-06
artýk komplo teorisi deðil
ABD Afrika ve enerji/ticaret yollarýný Çine ve Hindistana karþý kontrol etmek istiyor son zamanlarda Yemenle alakalý haberleride takip ederseniz iki olayýn birbirine baðýmlý olduðunu anlarsýnýz. |