Tel: (90) 534 684 01 05 | Mail: editor@kaptanhaber.com


KÖŞE YAZARLARI

  Arzu KAYA URANLI

          auranli@zamanusa.com
         2011’DE ÖLÜMÜ ÖLDÜREMEYENLER…

2011’de ölümü öldüremeyenler… 
 
02 Ocak 2012, Pazartesi / ARZU KAYA-URANLI, NEW YORK
 
2011’in ardında bıraktığı saymakla bitmeyen mihenk taşları arasında önemli yeri şüphesiz ölümler aldı. Politikacılar, iş adamları, öncü düşünürler, bilim insanları, sporcular,sanatçılar, gazeteciler, askerler, diplomatlar, teroristler, diktatörler, insan hakları savunucuları adeta ölümleriyle bize “Bu dünya Sultan Süleyman’a da kalmadı!” sözünü hatırlatarak ders verdi.


 
Teröre kurban gidenler, savaşlarda hayatını kaybedenler, özgürlük mücadelesi için can verenler, doğal afetlerde yaşama veda edenler, sonsuz hayata uğurlarken bizi derinden sarsan, hüzne boğan bir çok isimsiz kahramanlar kadar, ölümü ile nefesimizi kesenler, kalbimizi hoplatanlar, yüreğimizi sızlatanlar, içimizi parçalayanlar, “vah” dedirtenler gibi “oh” dedirten isimler de oldu. Adeta bir çağı kapatanlar ve yeni bir çağ başlatanlar da!


Önceki yıllarda bu kadar dikkat çeken ölümün bir arada yaşandığını hatırlamıyorum! Sonsuz hayata uğurladıklarımız çesit çesit ve hayata veda ediş şekilleri de çok farklı ama ölüm hep aynı! Ümit Yaşar Oğuzcan’ın şiirinde anlattığı gibi tüm insanları eşitleyen tek gerçek ölüm:

“Kasabın kokusu: Kandan, kemikten

Balıkçının kokusu: Tuzdan, balıktan

Hamamcının kokusu: Sudan, köpükten

Lağımcının kokusu: Boktan, sidikten

Senin kokun: Pudra, sabun

Benim kokum: Rakı, tütün

Ne ben yerineyim, ne sen sevin

Cümlemiz bir kokarız öldüğümüz gün”

Kimi zaman çevremizde meydana gelen kayıplar, ölümü kurcalamaya, didiklemeye, sorgulamaya davet ediyor bizi. 2011’de meydana gelen bir çok ölüm var böyle:

Geçen yıl bir çoğumuzu en çok dehşete düşüren ölüm, Libya’nın 42 yıllık lideri Muammer Kaddafi’nin ölümü tartışmasız! “ Ben zalimlerle birlikte varlık içinde yaşamayı alçaklık, zalime karşı gelerek bulacağım ölümü ise yücelik sayarım” diyen Kaddafi, dünyanın gözleri önünde öyle zalimce  linç edildi ki, “Allah herşeyin hayırlısını versin ölümün bile !”diyerek dua ettik ardından! İçimiz sızladı. Hatta, o günlerde,  Birleşik Krallık Savunma Bakanı Philip Hammond, Kaddafi’nin acımasız bir muameleyle öldürülmesinin devrimi “lekelediğini” söylerken ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da Kaddafi’nin ölümü hakkında BM soruşturması açılmasını destekleyeceklerini bildirmişti. Ölüm de onurlu olmalıydı. Eninde sonunda ‘her can  ölümü tadacaktı’ ama böyle zehir zembelek bir lezzetle,  kanımızı donduran vahşet görüntüleriyle değil!

ABD topraklarında gerçeklesen en büyük terör olayının baş sorumlusu Osama bin Ladin’in 11 Eylül olaylarının 10’uncu yıl dönümü yaklaşırken açıklanan ölümünü ise “2011’in en sevindiren ölümü” olarak tanımlayabiliriz. Amerikan Başkanı Barack Obama, “Bin Ladin’in ölümüyle artık dünya daha emniyetli”derken bir çoklarına göre Osama bin Ladin’in ölümüyle bir çağ kapandı. 2011’in en önemli ölümü tartışmasız bin Ladin’inkiydi. Tabi öldüyse!


Ardından en çok konuşulan, ebedi hayata göçüş üzerine bizi en çok düşündüren vedalardan bir diğeri de "Yaşamın en büyük buluşu belki de ölümdür" diyen Steve Jobs’in ölümüydü. Yaklaşık 8.3 milyar dolar serveti olduğu tahmin edilen Apple’in kurucusu Steve Jobs, henüz 56 yaşındayken sınırsız  maddi imkanına rağmen ölüme yenik düştü. “Mezarlıktaki en zengin adam” olarak uğurladık onu son yolculuğuna. Yaşasaydı teknloji dünyasına kim bilir daha ne katkılar yapacaktı ama olmadı. Yaşamak için verdiği çabayı ardından yazılanlardan okudukça, Cemal Süreyya’nın “her ölüm erken ölümdür” diyen son şiirini hatırlamamak mümkün değil!

Kimileri gencecik ölür. “ölüm ona  yakışmadı” denir. Muhteşem kontralto sesiyle Shirley Bessi’yi hatırlatan,  1960’ların Soul müziğini adeta tekrar günümüze taşıyarak birçok kadın sanatçıya  müziğiyle örnek olan, ikinci albümü Back to Black ile uluslararası başarıya ulaşan, 5 Grammy ödüllü 27 yaşındaki  Amy Winehouse’un trajik ölümü karşısında “su testisi su yolunda kırılır” dedi coğumuz.  Sevilen “Rehab” şarkısında , uyuşturucu bağımlılığı için tedavi görmesini isteyenlere  tepkisini “They tried to make me go to rehab; I said no, no, no.” (Beni rehabilitasyona göndermeye çalıştılar; ben 'hayır, hayır, hayır' dedim) diyerek göstererek adeta ölüme meydan okuyan Winehouse, hazin ölümüyle “nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz” dedirtti bizlere.


Eski Çekoslovakya'da komünist rejime hayır diyerek  1989'da yapılan Kadife Devrimin öncülerinden olan Vaclav Havel de 2011’in son günlerinde  aramızdan ayrılanlar arasına girdi. Komisnizm rejiminin baskıları ile  yazıp çizmesi yasaklanınca özgürlük savaşına girmek zorunda kalan Havel’in , yaşam öyküsü Ataol Behramoğlu’nun

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır

Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.”dizelerini hatırlattı bizlere .

Çek Cumhuriyeti'nde 1990'da yapılan ilk serbest seçimlerde cumhurbaşkanı olan ve ülkenin 1993 yılında Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak barışçı bir şekilde ikiye bölünmesinde de önemli rol oynayan cesur yürekli Havel, aynı zamanda piyesleri ve şiirleri ile çok sevilen bir edebiyatçıydı da.

Vaclav Havel, belli ki hürriyete tutkundu! O yüzden onu  Can Yücel’in

“Ne kadar yaşarsan yaşa

Sevdiğin kadardır ömrün.”dizeleriyle uğurlamak yakışır!

2011’in ardından en çok yas tutulan, yediden yetmişe salya sümük ağlanan ölümü ise Kuzey Kore’nin efsanevi lideri Kim Jong-il’in ölümü olsa gerek! Eskiden ölü evlerindeki matem havasını artırmak için parayla ağıtçılar tutulurmuş. Zavallı Kuzey Kore halkı ise parayla değil ama, sopa korkusuyla ağıtçı oldu! Ağlamak ki, ne ağlamak! Neredeyse Kuzey Kore’nin sokaklarını sel götürdü . 1994 yılında babasının ölümünün ardından iktidara geçen Kim Jong-il, nükleer silahlara olan tutkusuyla 17 yıl boyunca dünyaya korku salmıştı ama el gör ki, ölümü yenebilecek bir silahı yoktu!


Dünyanın en güzel kadınlarından biri olan ünlü aktrist Elizabeth Taylor’ın ölümü de 2011’in etkileyici  ölümlerindendi.  Yaşamındaki en büyük tutkusu, elmas olan  Taylor, bu tutkusunu önce kolleksiyoner olarak sonra elmas ticareti yaparak devam ettirerek parasına para kattı. Menekşe gözlü sanatçı, 2011’de hayata veda eden zenginlerin başındaydı. Gel gör ki, mütevazı cenazesi  Yunus’un

“Ana rahminden geldim pazara

Bir kefen aldım döndüm mezera” dizelerini mırıldattı çoğumuza.

Hayata tek bir garantiyle geliyoruz o da ölüm. Ama bunu unutuyoruz. Adeta içimizde yaşattığımız ve her nefeste biraz daha yaklaştığımız ölüm, sanki hiç yokmuş gibi yaşıyoruz… Oysa, yalan dünyadaki tek gerçek ölüm.

Bir çoklarımız 2011’i hep bu ölümlerle hatırlayacak. Madem eskilerin dediği gibi bu dünya bir misafirhane, ölüm var; madem kabre girilecek, bu hayat gidiyor; madem ölümü öldüremiyoruz, o zaman  belki de 2012 bir çoğumuzun ölümle barışma yılı olacak!

İşte 2011 de öldü gitti!

Belki de, 2012 bir çoğumuzun Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi anlamaya çalışma yılı olacak:

“Öldüğüm gün tabutum götürülürken, bende bu dünya derdi var sanma...

Benim için ağlama, yazık, vah vah deme;

Şeytanın tuzağına düşersen, o zaman eyvah demenin sırasıdır,

Cenâzemi gördüğün zaman firâk, ayrılık deme,

Benim kavuşmam, buluşmam işte o zamandır,

Beni toprağa verdikleri zaman, elvedâ elvedâ demeye kalkışma,

Mezar, cennet topluluğunun perdesidir.

Batmayı gördün değil mi? Doğmayı da seyret, güneşle aya gurûbdan hiç ziyân gelir mi?

Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda şüpheye düşüyorsun?

Hangi kova kuyuya salındı da dolu dolu çıkmadı? Can Yusuf’u ne diye kuyuda feryad etsin?

Bu tarafta ağzını yumdun mu, o tarafta aç.

Zaman USA

2012-01-03 Bu yazı  8563  kere okundu

SON YAZILARI

YORUMLAR


SON YORUMLAR

Odek- -İdarecilerimiz değerlendirmeli
(Yazan: Fitnat Büşra Kıman )
Haber: 3. Ortak Akıl Toplantısı

Odek- -Güzel bir girişim
(Yazan:Bahar Esinti )
Haber: 3. Ortak Akıl Toplantısı

Odek- -Hasta ilaç bekliyor
(Yazan: Kurtdereli Mehmet Pehlivan )
Haber: 3. Ortak Akıl Toplantısı

Odek- -Toplantı Başarılıydı...
(Yazan: Kurdoğlu Muslihiddin Reis )
Haber: 3. Ortak Akıl Toplantısı

ITu-Denizcilik-Fakultesi- -Deniz kirliliği
(Yazan: Müh.Kaptan Refik Akdoğan )
Haber:İTÜ Denizcilik Fakültesi

Pirireis-Universitesi-Horizon-Shipping-Kariyer-gunleri- -Piri Reis Üniversitesi
(Yazan: Müh.Kaptan Refik Akdoğan )
Haber:Konuk; Horizon Shipping